karaadilli-paylasım forum-paylaşımda son nokta
 
AnasayfakaraadilliTakvimGaleriAramaKayıt OlGiriş yap

beyin cerrahisi hakkında tetkikler tedavi yöntemleri ve bel boyun ilgili herşey

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Sayfaya git : Önceki  1, 2
Yazar Mesaj
45manisalı
admin admin


Erkek
Yaş: 33 Kayıt tarihi: 03/07/08 Mesaj Sayısı: 319 Nerden: manisa merkez
MesajKonu: Geri: beyin cerrahisi hakkında tetkikler tedavi yöntemleri ve bel boyun ilgili herşey Paz Eyl. 07, 2008 11:56 pm

Epilepsi
Epilepsi ne sıklıkla ve kimlerde görülür?

Epilepsi nüfusun yaklaşık olarak binde 5’ini etkiler ve her yaşta görülebilir. Risk faktörlerinin arasında ailede epilepsi öyküsünün olması, kafa travması ya da beyne herhangi bir şekilde zarar gelmiş olması sayılabilir.

Epilepsinin belirti ve bulguları nelerdir?

Belirti ve bulguların şekli çok değişiklik gösterir. Bazı hastalarda gözlerin dalması, bir yere bakakalma gibi olan nöbetler bazılarında çok şiddetli kasılmalarla havale geçirmeye kadar gidebilir. Bazı hastalar nöbetlerin geleceğini anlayabilirler. Bir koku, farklı bir duyu veya duygusal değişiklikler nöbetten önce kendini gösterebilir.

Epilepside tanı nasıl konur?

Tanı süreci dikkatli bir öykü alma ile başlar. Yapılan elektroensefalografik (EEG) incelemede beyin içinde havale odaklarının varlığı gösterilebilir. Nöbetler arasında EEG normal olabilir, bu nedenle uzun dönemli EEG çekimi yapmak gerekebilir. Hekim diğer kan testlerinin yanı sıra CT, MRI ve boyun omurilik sıvısı incelemesi sonuçlarını da görmek isteyebilir.

Epilepsi iyileşir mi? Hastaları ileride nasıl bir yaşam bekler?

Epilepsi kronik, yaşam boyu süren bir hastalık olabilir. Bazı kişilerde ilaç ihtiyacı yıllar içinde azalıp tamamen ortadan kalkabilir. Bazı çocukluk çağı epilepsileri yaş ilerledikçe düzelir. Nöbetlere bağlı olarak yaşam kaybı veya beyin hasarı çok nadir görülür, ancak nöbet çok uzun sürerse ya da çok kısa süre içinde birden çok nöbet geçirilirse hasta kaybedilebilir. Ölüm ya da beyin hasarı, nöbet sırasında çok uzun bir süre boyunca nefes alınamamasına bağlı olarak oksijensizlikten dolayı ortaya çıkar.

Araba kullanırken ya da tehlikeli araç gereçle çalışırken nöbet geçirme sonucunda da hayatı tehdit edecek durumlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle nöbetleri kontrol altına alınamamış epilepsi hastalarında bu etkinliklerin engellenmesi gerekebilir.

Epilepsi nedeniyle hastaların başına gelebilecek kötü durumlar nelerdir?

Epilepsi hastaları şu istenmeyen durumlarla karşı karşıya kalabilirler:

Çok uzun süre nöbet geçirme, ya da üst üste nöbet geçirme
Nöbet sırasında düşme, bir taraflara vurma ya da kendini ısırma nedeniyle yaralanmalar
Araba ya da herhangi bir makina kullanırken nöbet geçirme sonucu oluşan yaralanmalar
Nöbet sırasında akciğerlere sıvı kaçması sonucu oluşan zatürreeler
Kalıcı beyin hasarı (inme ya da diğer)
Öğrenme güçlüğü
Ilaçların yan etkileri
Epilepsi ilaçlarının çoğu doğumsal anomalilere neden oldukları için hamile kalmayı düşünen kadınların bu durumu hekimleriyle konuşmaları önemlidir.
Epilepsi önlenebilir mi?

Epilepsiyi önlemenin bilinen bir yolu yoktur. Ancak uygun beslenme ve yeterli uyku, alkol ve uyuşturuculardan uzak durulması, epileptik hastalarda nöbet oluşumunu azaltabilir. Riskli etkinlikler sırasında kafaya kast takılması kafa travmasını önleyerek buna bağlı olarak ortaya çıkabilecek olan epilepsi riskini azaltır.

Epilepsi tedavisi nasıl yapılır?

Tekrarlayan nöbetler için altta yatan bir neden belirlenmişse bu nedenin tedavi edilmesi önemlidir. Bu, enfeksiyonların tedavisi, beyin tümörü ya da diğer beyin hastalıklarının cerrahi tedavisi anlamına gelebilir. Ağızdan alınan ilaçlarla nöbetler kontrol edilmeye çalışılır. Bu ilaçlarda kişiye özel doz ayarlaması yapmak önemlidir. Alınan ilacın tipi nöbetin tipine göre değişir. Bazı ilaçların kan düzeylerinin dikkatli bir şekilde izlenmesi ve ayarlanması gerekebilir.

Bazı hastalarda birçok ilaç kullanılmasına rağmen nöbetler kontrol altına alınamaz. Buna refrakter epilepsi adı verilir. Bu durumda nöbetleri oluşturan anormal hücrelerin çıkartılması için cerrayi bir girişim uygun olabilir. Bazı hastalarda göğüs içine yerleştirilen bir aletle vagus siniri üzerine uyarı yapılarak nöbetlerin önlenmesine çalışılabilir.

Epilepside cerrahi tedavi kime yapılır?

Epilepside cerrahi tedavi yapılabilmesi için hastada aşağıdaki özelliklerin olması gereklidir:

Nöbetlerin gerçek nöbet olması, yalancı nöbet olmaması gerekir.
Hastanın standart tıbbi tedaviyi denemiş ve bundan yarar görmemiş olması, ya da ilaçlara karşı vücudunun şiddetli tepki vermiş olması gerekir
Nöbetlerin her zaman beynin tek bir tarafında başlıyor olması gerekir
Beyin içinde nöbetlerin başlatıldığı bölgenin konuşma, hafıza, görme gibi önemli fonksiyonlarla ilişkili olmaması gerekir.
_________________


fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü nede kupa büyüklüğüdür onun büyüklüğü başka büyüklüktür adı konmaz büyüklüktür...........
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
45manisalı
admin admin


Erkek
Yaş: 33 Kayıt tarihi: 03/07/08 Mesaj Sayısı: 319 Nerden: manisa merkez
MesajKonu: Geri: beyin cerrahisi hakkında tetkikler tedavi yöntemleri ve bel boyun ilgili herşey Paz Eyl. 07, 2008 11:56 pm

Kafa Tomografisi
Bilgisayarlı tomografi (BT) farklı açılardaki görüntüleri birleştirerek, vücuttaki doku ve organların kesitsel görüntüsünü veren özel bir röntgen aygıtıdır. Sıradan radyografilerle karşılaştırıldığında BT ile kafa yaralanmaları, beyin tümörleri ve diğer beyin hastalıkları hakkında daha ayrıntılı bilgi edinilir. BT ile kemik, yumuşak dokular ve kan damarları da görüntülenebilir.

S-Kafa tomografisi en sık hangi amaçla kullanılır?

kafa yaralanması geçiren hastalarda kırıkların ve diğer yaralanmaların saptanması
inme geçiren hastalarda beyindeki pıhtılaşma ya da kanamanın saptanması
yüz travması geçiren hastalarda kemik ve yumuşak doku hasarının derecesinin saptanması ve rekonstrüksiyonun planlanması
damar balonlaşmalarındaki (anevrizma) rüptüre (patlamaya) ya da sızıntıya bağlı kanamaların saptanması
bazı beyin tümörlerinin saptanması
kafanın yan tarafındaki kemikte ortaya çıkan ve işitme sorunlarına yol açabilen hastalıkların saptanması
hidrosefalus hastalığında beyin boşluklarındaki büyümenin saptanması
sinüs hastalıklarının araştırılması
beyin biyopsisinde yardımcı olarak
BT anjiyografisi adı verilen yöntemle beyindeki damar hastalıklarının araştırılması
kafatası ve beynin üç boyutlu görüntülerinin elde edilmesi
S- İşleme hazırlanmak için ne yapmalıyım?

BT sırasında rahat ve bol giysiler giymeli ve kafadaki görüntüleri bozabilecek nesnelerin (küpe, protez dişler, diş implantları, toka vs.) vücuttan uzaklaştırılmalıdır. Kontrast maddesi uygulanmadığı sürece kafa tomografisi için özel hazırlık gerekmez. Eğer kontrast gerekli görülürse, hastanın ilaçlara ya da kontrast maddesine karşı geçmişte ciddi alerjik reaksiyon verip vermediği öğrenilir. Astımlı ve multipl miyelomlu hastalar; herhangi bir kalp, böbrek ya da tiroid rahatsızlığı bulunan hastalar; ve diyabetik hastalar -özellikle Glukofaj kullananlar- durumlarını radyologlarına bildirmelidir. Kontrastlı tomografi uygulanmadan önce hastalardan yazılı izin belgesini imzalamaları istenebilir.

Gebe kalma olasılığı bulunan kadınlar bu durumu mutlaka bildirmelidirler. Kimi durumlarda fetusun maruz kalabileceği radyasyonu azaltmak ya da ortadan kaldırmak için başka bir görüntüleme kullanılabilir.

S-Tomografi aygıtını tanımlar mısınız?

BT aygıtı kare şeklinde büyük bir aygıttır ve orta bölümünde bir delik vardır. Hasta yukarı-aşağı yönde ve merkezin içine-dışına doğru hareket edebilen bir masa üzerinde hareketsizce yatar. Alet içerisindeyken hasta bazı tıkırtılar işitebilir. İşlem sırasında radyoloji teknisyeni mikrofonlar aracılığıyla sizinle konuşabilir. Ancak odada yalnız olacaksınız.

S-İşlemin mekanizması nedir?

Bilgisayarlı tomografi klasik röntgen cihazlarından oldukça farklıdır. Kafa tomografisinde, kafatası ve beyinden değişik açılarda x ışınları geçer ve özel düzenekler farklı dokuların emdiği radyasyon miktarını ölçer. Hareketsiz yattığınız sırada cihazın dairesel olarak hareket eden kısımları çoksayıda x ışını ışını yollayıp kaydederler. Ardından özel bir bilgisayar programı dokuların emdiği radyasyon arasındaki farklılıkları kullanarak baş ve boyun bölgesinin kesitsel görüntülerini oluşturur.

S-İşlem nasıl uygulanır?

Kafa tomografisi hastanede ya da bir radyoloji merkezinde yapılabilir. İşlem sırasında aygıtın merkezindeki bölümde mümkün olduğunca hareketsiz yatmanız istenir.

Daha önce belirtildiği gibi bazı hastalarda kimi dokuların veya kan damarlarının daha iyi görüntülenebilmesi için kontrast maddesi (özel bir boya) injeksiyonu yapılır. Kol ya da eldeki bir damara yerleştirilen küçük bir iğne ile injeksiyon gerçekleştirilir.

Baş ve beyin tomografisinin süresi, gerekli görüntülerin sayısına göre 2 ila 45 dakika arasında değişir. İşlem tamamlandığında radyoloji teknisyeni daha fazla görüntü gerekip gerekmediğine karar verirken bir süre daha beklemeniz gerekebilir.

S-İşlem sırasında ne hissedeceğim?

Cihaza girdiğinizde doğru pozisyon aldığınızı kesinleştirmek için bazı özel ışıklar yakılabilir. Sinüs görüntülemesi vs. gibi bazı durumlarda baş ve boynun doğru açıda durmasını sağlamak için bazı özel sabitleyici bantlar kullanılabilir. Kimi durumlarda yüzüstü kimi durumlarda da sırt üstü yatmanız istenebilir. Hasta ve teknisyen mikrofonlar aracılığıyla istedikleri zaman birbirleriyle konuşabilirler.

Tomografi ağrıya yol açmaz, ancak hareketsiz durma zorunluluğu biraz rahatsızlığa yol açabilir. Kontrast madde injeksiyonu sırasında ılıklaşma ya da ağzınızda bir iki dakika boyunca metalik tad duygusu olabilir. Kimi zaman hastalarda injeksiyondan sonra birkaç saat boyunca kaşıntı ve ürtiker gelişebilir ve bunun için ilaç uygulanması gerekebilir. Başdönmesi ya da soluma güçlüğü gibi daha ciddi allerji düşündüren belirtilerde doktor ya da hemşire hemen gerekli önlemleri alacaktır.

BT’de x ışınları kullanıldığı için, odada işlem sırasında başka birisi bulunamaz.

S-Sonuçları kim yorumlar?

BT ve diğer radyolojik değerlendirmeler konusunda uzman bir radyolog sonuçları yazılı olarak bildirir. Yeni teknolojik gelişmeler sayesinde tanı raporlarının internet aracılığıyla paylaşılması da mümkün olabilmektedir.

S- İşlemin yarar ve risklerini karşılaştırır mısınız?

Yararları

Günümüzde BT oldukça yaygın bir olanaktır ve oldukça kısa sürede gerçekleştirilebilmektedir. Görüntülemenin fiyatı MR ile karşılaştırıldığında daha düşüktür. Kemik görüntülemesi açısından diğer tüm görüntüleme yöntemlerinden üstündür. Kemik, yumuşak doku ve kan damarlarının ayrıntılı görüntülerini verebilen tek yöntemdir. Travma geçiren kişilerdeki iç kanama vs. gibi yaşamsal önem taşıyan sorunların acilen saptanması için de BT giderek daha sık kullanılmaktadır.

Riskler

BT sırasında hasta radyasyona maruz kalsa da, doğru tanı konulmasının yararları riskten kat kat ağır basar. İşlem sırasında maruz kalınan radyasyon düzeyi, normal olarak günlük hayatta 8 ayda maruz kaldığımız radyasyona eşittir. İşlem sırasında karın ve pelviste görüntülenecek olanlar dışındaki bölgeler kurşunlu bir örtü ile kapatılır. Gebe olma olasılığı bulunan kadınlar bu durumu mutlaka bildirmelidir. Kontrastlı madde injeksiyonu yapıldıysa emziren anneler emzirmeye 24 saat ara vermelidir. İyot içeren kontrast materyeline karşı ciddi allerjik reaksiyon olasılığı düşüktür ve BT ünitelerinde bunun için gerekli önlemler hazır bulundurulur.

S- Kafa BT’sinin kısıtlı yönleri nedir?

MR, yumuşak dokuların ayrıntılarını ve beynin derinindeki bazı bölgeleri daha iyi görüntüler. BT meninkslerdeki (beyni örten zarlar) yangının (enflamasyon) saptanmasında duyarlı değildir. Benzer şekilde, bilgisayarlı tomografi bazı damar hastalıklarının saptanmasında da klasik anjiyografi kadar duyarlı değildir.
_________________


fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü nede kupa büyüklüğüdür onun büyüklüğü başka büyüklüktür adı konmaz büyüklüktür...........
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
45manisalı
admin admin


Erkek
Yaş: 33 Kayıt tarihi: 03/07/08 Mesaj Sayısı: 319 Nerden: manisa merkez
MesajKonu: Geri: beyin cerrahisi hakkında tetkikler tedavi yöntemleri ve bel boyun ilgili herşey Paz Eyl. 07, 2008 11:58 pm

Genel Nükleer Tıp
Nükleer tıp radyolojinin alt dallarından birisidir. Elde edilen görüntüler, hastaya damar yoluya ya da ağızdan verilen radyoaktif bir maddenin yaydığı enerjilerin saptanmasına dayanır. Hasta bu işlem sırasında standart röntgenlerdekine benzer düzeyde radyasyon alır.

S-Nükleer tıp hangi amaçla kullanılır?

Nükleer tıp görüntüleri aşağıdaki amaçlarla kullanılabilir:

Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi
Kalpteki kan akışının ve fonksiyonun değerlendirilmesi
Akciğerlerin bazı solunum ve kan akışı problemleri açısından değerlendirilmesi
Safra kesesindeki tıkanıkların saptanması
Kemiklerdeki kırıkların, infeksiyonların, artritin ya da tümörlerin değerlendirilmesi
Kanserlerin ve kanser yayılımının saptanması
Kalın barsaktaki kanamaların saptanması
İnfeksiyonların yerinin belirlenmesi
Tiroid bezinin fonksiyonlarının değerlendirilmesi
S- İşlem için ne tür hazırlıklar yapmalıyım?

Genellikle özel bir hazırlık gerekmese de, mideyle ilgili incelemelerde test öncesindeki öğünü atlamanız gerekebilir. Böbrekler görüntüleneceği zaman test öncesinde bol miktarda su içmeniz istenebilir.

S- Nükleer tıp aletlerinin görünümü nasıldır?

Hasta görüntüleme sırasında yatar durumda olduğu için genellikle yalnızca özel nükleer görüntüleme kamerasını görebilecek durumda bulunur. Bu kamera, vücudun değişik bölgelerini görüntülemeyi kolaylaştıran metal bir kutu içerisindedir. Kamera bilgisayarlı tomografideki gibi büyük ve yuvarlak bir yapı da olabilir veya masanın altında görülmeyecek bir konumda bulunabilir.

Yakındaki bir bilgisayar masasında -ki bu masa başka bir odada da olabilir- elde edilen veriler işlemden geçirilir.

S- Nükleer tıp görüntülemelerinin mekanizması nedir?

Size damar yoluyla ya da kimi zaman ağız yoluyla verilen az miktarda radyoaktif madde spesifik (özgül) organ sistemlerinde toplanır. Bu madde γ (gama) ışınları yayar. Gama kamerası ışınları saptar ve bilgisayar aracılığıyla organ ve dokuların görüntüleri oluşturulur ve ölçümler yapılır.

S- İşlem nasıl uygulanır?

Radyoaktif madde genellikle bir toplardamardan verilir. Yapılan testin türüne göre, injeksiyondan hemen sonra, bir iki saat sonra ya da birkaç gün sonra görüntüleme yapılır. Görüntülemenin süresi 20-45 dakika arasında değişir.

Bazı radyoaktif maddeler kimi organlarda diğerlerine göre daha fazla biriktiği için, kullanılan madde üzerinde çalışılan bölgeye göre değişir. Radyoaktif maddenin incelenecek olan organda birikmesi yalnızca birkaç saniye sürebileceği gibi, birkaç gün de sürebilir. Bu nedenle görüntüleme zamanları arasında önemli farklılıklar vardır.

Görüntüleme sırasında hastanın mümkün olduğunca hareketsiz kalması istenir. İşlemden sonra bir nükleer tıp uzmanı görüntülerin kalitesini kontrol eder.

S-İşlem sırasında ne hissedeceğim?

Damar yoluyla yapılan injeksiyon sırasında bir miktar rahatsızlık hissedilebilir. Bazı özel görüntülemelerde mesaneye yerleştirilen bir kateter de geçici süre rahatsızlığa neden olabilir. Kimi hastalar masada hareketsiz olarak yatmayı da rahatsız edici bulabilmektedir.

Verilen radyoaktif maddenin çoğunluğu idrar ya da dışkıyla atılır; geri kalanı ise radyoaktivitenin doğal kaybına bağlı olarak ortadan kalkar.

S-Sonuçları kim yorumlar?

Sonuçlar nükleer tıp uzmanları tarafından yorumlanır ve testin sonuçları, testi isteyen hekime yazılı bir raporla iletilir. Sonuçların yorumlanması, yazılması ve iletilmesi için genellikle bir iki gün gerekir.

S-İşlemin risklerini ve yararlarını karşılaştırır mısınız?

Yararlar:

Nükleer tıp görüntülemesinin sağladığı fonksiyonel bilgiler kendine özgüdür ve diğer görüntüleme yöntemleriyle elde edilebilecek bilgiler değillerdir. Pek çok hastalıkta nükleer tıp görüntülemesi tanı ve -eğer varsa- uygun tedavi için en yararlı bilgileri sağlar. Eksploratif (tanı amaçlı) cerrahiyle karşılaştırıldığında nükleer görüntülemeler çok daha az travmatiktir ve kullanılan radyoaktif maddeye karşı alerjik reaksiyon son derece nadirdir.

Riskler:

Nükleer tıp görüntülemesi sırasında hasta küçük dozda radyasyona maruz kalır. Nükleer tıp görüntülemeleri 50 yılı aşkın bir süreden beri kullanılmaktadır ve böylesine düşük dozların uzun dönemde bilinen herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Diğer tüm radyografik işlemlerde olduğu gibi bu işlemde de gebelik olasılığı mutlaka hekime bildirilmelidir. Genel bir kural olarak, gebelerin radyasyondan mümkün olduğunca kaçınmaları gerekir. Radyoaktif maddeye karşı alerjik reaksiyon gelişebilse de, bu son derece ender görülen bir durumdur.

S-Genel Nükleer Tıbbın kısıtlı yönleri nedir?

Nükleer tıp görüntülemeleri genellikle zaman alıcı işlemlerdir. İşlem için bir maddenin uygulanması, görüntülerin elde edilmesi ve sonuçların yorumlanması gerekir. Radyoaktif maddenin üzerinde çalışılan organda birikmesi saatler ya da günler sürebilir. Görüntüleme süresi de 3 saati bulabilmektedir. Ancak yeni cihazlarda görüntüleme süresi önemli ölçüde azalabilmektedir.



Kateter Anjiyografisi
Kan damarlarinin X isinlari kullanilarak görüntülenmesine anjiyografi adi verilir. Bu islem vücudun degisik bölgelerinde damarlardaki degisik sorunlari (örn. daralma, genisleme vs.) saptamakta kullanilabilir. Kateterli anjiyografide incelenecek olan bölgenin atardamarina bir kateter yerlestirilerek X isinlariyla görüntülemeyi saglayan bir madde (kontrast maddesi) injekte edilir.

S- Islem en sik hangi amaçla kullanilir?

Kan damarlarindaki tikanikliklarin, daralmalarin ya da genislemelerin saptanmasi veya iç kanama noktalarinin belirlenmesi için bu islem sik kullanilmaktadir. Bu yöntemin kullanim alanlari arasinda sunlar bulunmaktadir:

boyun arterlerindeki aterosklerozun (damar tikanikliginin) saptanmasi
kafa içindeki anevrizmalari (damarlarda balonlasma) ya da diger damar hastaliklarinin saptanmasi
böbrek damarlarindaki bozukluklarin saptanmasi
böbrek transplantasyonuna hazirlik yapilmasi
kanamalarin kaynaginin belirlenmesi (örn. mide ülserindeki kanamalar)
bacak damarlarindaki cerrahiye hazirlik
Koroner baypas ameliyatlarina hazirlik yapmak, en iyi cerrahi yaklasimi belirlemek, damarlarin küçük cerrahi gereçler kullanilar içeriden tamir edilmesine ya da damarlarin açik tutulmasini saglayan aletlerin yerlestirilmesine yardimci olmakta da anjiyografi kullanilabilmektedir.

S- Anjiyografiye nasil hazirlanmam gerekir?

Sakinlestirici kullanilacaksa islemden önceki 4-8 saatlik zaman diliminde, herhangi bir yiyecek ya da içecek (ilaçlari almak için gereken birkaç yudum su disinda) almamaniz gerekebilir. Bu konuyla ilgili olarak hastanenizin kurallarini mutlaka ögrenin. Anjiyografiyi izleyen 24 saatlik süre boyunca, damar yoluyla uygulanan sakinlestircilerin etkisinden ötürü tasit kullanmamaniz gerekebilir. Ayrica gözlem altinda bulundurulmaniz gerekecegi için, yasadiginiz yer bir saatten uzak mesafedeyse, geceyi hastanede geçirmeniz istenebilir.

Ayni gün eve dönecek olan hastalarin kendilerini eve birakacak bir tasit ayarlamalari gerekir. Islemden önce hastanede verilen giysiyi giymeli, mücevherlerinizi çikarmali ve mesanenizi bosaltmalisiniz. Ayrica islemden önce böbrek ve pihtilasma fonksiyonlarinizin normal oldugu kesinlestirmek için kan alinir ve damar yolu açilir.

Islemin gerçeklestirilebilmesi için hekiminizin yapacagi açiklamadan sonra izin belgesini imzalamaniz gereklidir. Alerjik bünyeye sahip olan ya da gebe kalma olasiligi bulunan hastalarin islemden önce bunu mutlaka hekimlerine bildirmeleri de önem tasir.

S-Anjiyografi için kullanilan gereçlerin özelliklerini tanimlar misiniz?

Kullanilan kateter uzun plastik bir tüptür. Çapi yaklasik olarak bir makarna seridinin çapina benzer. Görüntüleme için kullanilan X isinlarini yayan tüp, hastanin üzerinde yattigi masanin altinda yer alir. Hastanin üzerindeki bir aygit ise hastanin vücudundan geçen geçen X isini sinyallerini yogunlastirip çogaltarak bir televizyon ekranina gönderir.


S- Anjiyografinin mekanizmasini anlatabilir misiniz?

Tipki normal bir röntgen incelemesinde oldugu gibi, kateterli anjiyografide de hastanin vücudundan geçen X isinlari farkli dokular tarafindan farkli ölçüde emilir ve buna bagli olarak dokular farkli görüntü verir. Kateterin içinden uygulanan bir boya (ya da kontrast maddesi) kan damarinin ayrintili biçimde görüntülenmesini saglar. Elde edilen görüntüler bilgisayara ya da filme kaydedilir ve böylelikle gerektigi kadar tekrarlanmalari saglanir.


S- Islem nasil uygulanir?

Size damar yoluyla verilecek olan düsük doz bir sakinlestirici uyumadan rahatlamanizi saglar. Giris noktasi genellikle bacaginizin üst bölümündeki femoral arterdir (atar damar). Bölgenin derisi temizlenip tiraslandiktan sonra, agriyi hissetmemeniz lokal anestetik enjekte edildikten sonra küçük bir kesi yapilir. Bu kesiyi kullanan radyolog kateteri arterleriniz (atar damarlariniz) araciligiyla istenen bölgeye kadar ilerletir ve ardindan görüntülemeyi saglayan boyayi injekte eder. Bu asamada çok sayida X isini görüntülemesi yapilir. Islem tamamlaninca kateter çikartilir giris noktasi yaklasik olarak 10 dakika basinç uygulanarak kapatilir. Bunun için özel aletler de kullanilabilir. Duruma göre islemden sonra 2-6 saat kadar sirtüstü yatmaniz gerekebilir. Bu zaman diliminde, kateterin giris noktasinda kanama, sisme ya da agri olup olmadigi izlenir. Islem bir saatten kisa sürebilecegi gibi, birkaç saati de alabilir.

S-Islem sirasinda neler yasayacagimi söyleyebilir misiniz?

Lokal anestetik uygulanirken bir batma hissedersiniz. Ama lokal anestezi islemin geri kalan kismini agrisiz geçmesini saglar. Kateterin arterinize girisini hissetmeseniz de, damar içine boya maddesi verildiginde sicaklik ya da yanma hissedilebilir. Belki de islemin en güç yani birkaç saat boyunca dümdüz yatmak zorunda olmaktir.

S-Islemin riskleri ve yararlari nedir?

Yararları

Non-invazif (vücuda giris yapmadan uygulanan) görüntüleme teknikleriyle karsilastirildiginda kateter anjiyografisi kan damarlarinin çok ayrintili ve net bir görüntüsünü verir ve özellikle cerrahi girisim ya da perkütanöz girisim planlanan hastalarda yararlidir. Bilgisayarli tomografi (BT) ya da manyetik rezonans görüntülemesinin (MR) tersine, kateter kullanildiginda tek bir islemle hem tani konulabilir hem de tedavi uygulanabilir. Örnegin arterde daralma saplandiginda anjiyoplasti uygulanip stent yerlestirilebilir.

Riskler

Uygulanan boyaya karsi allerjisi olanlarda deri reaksiyonu, kan basincinda azalma, soluma güçlügü ve hatta bilinç kaybi olabilir. Küçük bir risk olsa da kateterin ucunda olusan bir pihti, arteri tikayip damari yeniden açmak için operasyon gerektirebilir. Kontrast maddesi idrardan atilirken böbrekler hasar görebilir ya da zaten hastalikli olan böbreklerin durumu kötülesebilir. Çok nadiren kateter arteri delerek iç kanamaya yol açabilir. X isiniyla görüntüleme yapilirken hastanin güvenligini saglamak için, karinda ve pelviste görüntülenen bölgelerin disindaki bölgeler kursunlu bir örtü ile kapatilir. Gebe kalma olasiligi bulunanlar bu durumu mutlaka bildirmelidir.

S- Kateter anjiyografisinin kisitli yönleri var midir?

Böbrek fonksiyonlari bozuk hastalar ve özellikle de diyabetik hastalar islem için iyi adaylar degillerdir. Iyotlu kontrast maddelerine karsi allerjisi olan kisilerde islem öncesinde steroid uygulanmasi riski azaltabilir. Kanama bozuklugu olan kisilerde kateter anjiyografisi sirasinda çok dikkatli olunmalidir.
_________________


fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü nede kupa büyüklüğüdür onun büyüklüğü başka büyüklüktür adı konmaz büyüklüktür...........
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
45manisalı
admin admin


Erkek
Yaş: 33 Kayıt tarihi: 03/07/08 Mesaj Sayısı: 319 Nerden: manisa merkez
MesajKonu: Geri: beyin cerrahisi hakkında tetkikler tedavi yöntemleri ve bel boyun ilgili herşey Paz Eyl. 07, 2008 11:59 pm

MR Anjiyografisi (MRA)
Manyetik rezonans (MR) görüntülemesi, vücuttaki organ ve dokularin son derece ayrintili görüntülerini olusturabilen bir tekniktir. MR görüntülemesinde x isinlari kullanilmaz. Bunun yerine, hasta güçlü bir manyetik alan altinda radyo dalgalarina maruz birakildiginda ortaya çikan elektromanyetik enerji ölçülür. Ölçülen enerji bilgisayar tarafindan analiz edilerek iki ya da üç boyutlu görüntüler olusturulur. MR anjiyografisi (MRA) kalp hastaliklari, inme ve damar bozukluklarinin tani ve tedavisinde kullanilir. Islem için genellikle kontrast maddesi (özel radyolojik boya) gerekmese de, günümüzde MR görüntülerinin daha da net olmasini saglayan bazi özel maddeler kullanilabilmektedir. MRA agriya yol açmaz ve manyetik alanin dokular üzerinde bilinen olumsuz etkisi yoktur.

S-Islem en sik hangi amaçla kullanilir?

Günümüzde pek çok arter hastaligi cerrahi yöntemlerle degil, radyoloji birimlerinde tedavi edilmektedir. Bu açidan bakildiginda, MRA'nin kan damarlarindaki sorunlari saptamak ve en iyi tedavi seçenegini belirlemek açisindan çok yararli bir inceleme oldugu görülmektedir.
Boyundaki karotis arterlerinde gelisen ateroskleroz damarlari daraltip ya da tamamen tikayip beyne ulasan kan miktarini azaltabilir ve hatta inmeye yol açabilir. Ultrasonda ateroskleroz saptandiginda pek çok cerrah, kateter anjiyografisine gerek kalmaksizin, MRA ile dogrulayici test istemektedir.
MRA kafa içindeki hastalikli atardamarlarin (arterlerin) incelenmesinde de çok yararlidir.
MRA'nin bir diger kullanim alani da, aortadaki (en büyük atar damar) ve böbrek, akciger ve bacak damarlarindaki bozukluklarin saptanmasidir.
Ailesinde arter anevrizmasi (damarin bir bölümünde balonlasma) öyküsü olan kisilerde MRA yapilarak benzer olusumlar arastirilir ve gerekiyorsa ameliyata karar verilir.
S-Islem için ne tür hazirliklar yapmam gerekir?

MRA'da kullanilan manyetik alan, vücutta demir içeren her nesneyi çeker (örn. kalp pili, rahim içi araç, damar yolu, çiviler, vidalar, metal içeren damar yollari vs.). Islemden önce bu konuyla ilgili olarak size bir soru formu verilir. Daha önce vücudunuza kursun girip girmedigi, metallerle çalisip çalismadiginiz ya da eklem protezi taktirip taktirmadiginiz hakkinda bilgi edinilir. Kuskulu durumlarda metal nesneleri saptamak için röntgen çektirilebilir. Radyologuzu dislerinizdeki dolgular konusunda da bilgilendirmelisiniz. Islemden önce her türlü mücevher, gözlük, isitme cihazi, toka ve çikartilabilecek olan dis protezlerini çikartmaniz gerekir. Bazi peruklarda metal parçalar bulundugu için bunlarin da çikartilmasi gerekir. Ayrica allerjiler ve gebelik olasiligi konusunda da radyolog bilgilendirilmelidir.

MRA için eriskinlerin aç ya da tok olmasi farketmez (tersi belirtilmedigi sürece). Ancak sedatif (sakinlestirici) ilaç uygulanacak olan küçük çocuklarin islemden önce 4 saat boyunca yememeleri ve içmemeleri gerekir. Bu tür kurallarla ilgili olarak MRA yaptiracaginiz merkezden bilgi aliniz. Kapali yerde kalma korkusu (klostrofobi) olan hastalara sakinlestirici verilebilir.

S- MRA aygiti neye benzer?

Klasik MR aygiti dairesel bir miknatisla çevrili büyük bir tüptür. Hasta, miknatisin içine dogru hareket ettirilebilen tekerlekli bir yatak üzerinde yatar. Son yillarda hastalar için daha pratik olan aygitlar giderek daha sikkullanilmaktadir. Bu yeni aygitlar eskilerine göre kisa ve daha genistir ve hastayi tamamen içine almazlar. Hatta C seklinde olan yeni aygitlarin bazilari hastanin çevresini tamamen açikta birakirlar ve klostrofobi (kapali yerde kalma korkusu) egilimi olan hastalar için çok uygundurlar. Bunun tek dezavantaji, görüntü kalitesinin her zaman çok iyi olmamasidir.

S-Aygitin çalisma mekanizmasi nedir?

Hasta güçlü bir manyetik alanda radyo dalgalarina maruz birakildiginda elde edilen veriler bilgisayar tarafindan doku kesitlerini yansitan görüntülere dönüstürülür. Islem sirasinda her açidan ve her düzlemde görüntüleme yapilabilir. Elde edilen görüntüler son derece ayrintili ve nettir. Böylelikle hastalik ya da hasara bagli en küçük degisiklikler bile saptanabilir. MRA sirasinda, degisik yapilari (örn. arterler) görüntülemek için özel ayarlar kullanilir.

S-Islem nasil uygulanir?

Hasta özel bir masaya yatirilarak, MR aygitinin içindeki açik bölüme yerlestirilir. Tipik bir MR islemi sirasinda her biri 2-15 dakika kadar süren 2-6 görüntüleme seansi gerçeklestirilir. Yapilan incelemenin türüne göre, islem 10 ila 60 dakika arasinda sürebilir. Elbiselerin çikartilmasi, damar yolu açilmasi ve sorularin yanitlanmasi için gereken süre buna dahil degildir. Kontrast madde gerektiginde, gadolinyum adi verilen bir madde damar yolundan injekte edilir ve böylelikle kan damarlari çevredeki dokulardan ayirt edilebilir.

Radyolog ve teknisyen görüntüleme sirasinda odada bulunmazlar, ancak hasta mikrofonlar araciligiyla istedigi zaman iletisim kurabilir. Bazi merkezlerde bir yakinin ya da annebabanin görüntüleme odasinda kalmasina izin verilmektedir. Islem tamamlandiginda, daha fazla görüntüye gerek olup olmadigini belirlemek için bir süre daha beklemeniz istenebilir.

S- Islem sirasinda neler hissedecegim?

Islem sirasinda rahat olabilmeniz için elden gelen her türlü çaba gösterilecek olsa da, kimi zaman aygit yüzünüzden yalnizca 3-5 santimetre uzakta olacaktir. Bu tür kapali ortamlarda kendisini rahatsiz eden kisilerde hafif bir sakinlestirici hemen her zaman etkilidir. Kimi zaman incelenen bölgede iliklasma hissedebilirsiniz. Bu normaldir, ama rahatsiz oluyorsaniz teknisyene bildirmekten çekinmeyin. Damar içine verilen kontrast maddesi de damar yolu bölgesinde rahatsizliga yol açabilir. Aygitin içinden çikan vurma ya da çarpma sesi gibi yüksek seslerden rahatsiz olan hastalarda kulak tikaci kullanilabilir.

S-Sonuçlari kim yorumlar?

MR konusunda deneyimli bir radyolog sonuçlari yorumlar ve bulgulari hekiminize yazili olarak iletir. Hekiminiz bu bulgulari size açiklar.

S-İşlemin yararlarini ve risklerini karsilastirir misiniz?

Yararları

Kateter yerlestirmek zorunda kalmaksizin kan damarlari ve kan akisi konusunda ayrintili bilgi edinilir. Böylelikle arterleri yaralama riski ortadan kalkar. Islemin gerçeklestirilmesi ve hastanin iyilesmesi için gereken süre, klasik kateter anjiyogramina göre daha kisadir. MRA kateter anjiyografisine göre daha ucuzdur ve hasta x isinlarina maruz kalmaz. Kateter anjiyografisi ya da CT anjiyografisinin tersine, MRA'da iyot içermeyen ve allerjik reaksiyona ve böbrek hasarina yol açma olasiligi son derece düsük olan bir kontrast maddesi (radyolojik boya) kullanilir. MRA'nin pek çok kan damarinin yüksek kaliteli görüntülerini verebilmesi, allerjik hastalar için çok yararli bir seçenek olmasini saglar. Kateterli anjiyografi ya da CT anjiyografisindeki gibi, MRA'da da sonuçlar cerrahiye duyulan ihtiyaci ortadan kaldirabilir. Cerrahiye ihtiyaç duyulsa bile, görüntüler sayesinde daha dogru bir cerrahi yaklasim kullanilir.

Riskler

MR anjiyografisi dahil olmak üzere MR görüntülemelerinin hiçbirinde isleme bagli oldugu kesinlikle bilinen yan etkiler yoktur. Sakinlestiricilere yanit vermeyen klostrofobilerde, baska bir görüntüleme yöntemi kullanilabilir. Hastada farkedilmemis metal protezler, güçlü manyetik alandan etkilenebilirler. Ayrica protez incelenen bölgeye yakin oldugunda yüksek kaliteli görüntüler elde etmek zorlasabilir. Gebeligin ilk üç ayinda, mutlaka MRA gerektiren bir durumdan kuskulanilmadigi sürece, ultrason tercih edilir. MR görüntülemesinin fetus üzerindeki etkileri bilinmemektedir. Genel bir kural olarak, son derece gerekli bulunmadigi sürece gebelikte MR ve diger tani amaçli görüntüleme yöntemlerinden kaçinilmalidir. Emziren annelerin, kontrast maddesindeki gadolinyum vücuttan tamamen atilana kadar anne sütünü vakumla çikartmalari gerekebilir.

S- MR anjiyografisinin kisitli yönleri nelerdir?

CT anjiyografinin tersine MRA'da kalsiyum görüntülenemez. Kalp pili, nörostimülatör protezi, metalik kulak protezi ya da göz küresi içerisinde metalik nesne bulunan hastalarda MRA'dan kaçinilmalidir. Vücudunda mermi parçasi bulunan ya da insülin veya kemoterapi verilmesini saglayan aygitlar yerlestirilmis olan kisilerde de MRA'dan kaçinilmasi gerekir. Asiri yogun klostrofobi yasayan hastalarin yaninda sedasyonun (sakinlestirici etkinin) derecesini izlemek üzere saglik personeli bulundurulmalidir.

MRA görüntüleri henüz klasik anjiyografideki kadar net degildir ve islem özellikle küçük damarlarda yetersiz kalabilmektedir. Kimi zaman MRA'da arterler (atardamarlar) ile venlerin (toplardamarlar) görüntülerini ayirma güçlügü yasanabilir.


MR Görüntülemesi - Bas Bölgesi
MR iç organ ve dokulari çok net ve ayrintili biçimde görüntüleyebilen bir yöntemdir. MR'da x isinlari yerine radyo dalgalari ve güçlü bir manyetik alan kullanilir. Bu teknik özellikle beyin tümörlerine ve bazi göz ve iç kulak hastaliklarina tani konulmasinda son derece yararlidir. Özel uzmanlik ve ekipman gerektiren bu teknik baska yöntemlerle görüntülenemeyebilen bazi yapilari görüntülemektedir.

S-MR en sik hangi amaçla kullanilir?

MR görüntülemesi beyin tümörleri, inmeler ve sinir sisteminin bazi kronik hastaliklarinin (örn. multipl skleroz) saptanmasinda en duyarli tekniktir. Demans ve hipofiz bezi hastaliklarinin degerlendirilmesinde de sikça kullanilir. MR ile gözdeki ya da iç kulaktaki küçük yapilar da incelenebilir.

S-Isleme nasil hazirlanmaliyim?

MR görüntülemesinde kullanilan güçlü manyetik alan vücuda yerlestirilmis her türlü metal nesneyi çekececektir. Bu nedenle islemden önce vücudunuzda kalça protezi, kalp pili (ya da yapay kalp kapagi), rahim içi araç (RIA), metal çivi, vida vs. gibi nesneler bulunup bulunmadigi konusunda sizden bilgi alinir. Kuskulu bir durum varsa metal nesneleri belirlemek için röntgen çekilebilir. Dolgular genellikle manyetik alandan etkilenmeseler de beyin ya da yüz bölgesine ait görüntüleri bozabilmektedir. Bu nedenle dolgulariniz ya da agizdaki teller konusunda da bilgi vermelisiniz. Islemden önce toka, mücevher, gözlük, isitme cihazi veya dis protezlerinizi çikarmaniz istenecektir.

Islemden önce allerjileriniz, geçirdiginiz ameliyatlar ve dogurgan çagdaki kadinlarda gebelik olasiligi konusunda bilgi alinacaktir. Bas bölgesinde MR uygulanirken bazi hastalar (yaklasik 20 hastadan 1'i) kapali yerde kalma korkusu yasayabilirler. Bu hastalarda sakinlestirici ise yarayabilir.

S-MR cihazi neye benzer?

Klasik MR cihazlari kapali silindirik bir miknatistan olusur. Hastanin her seferinde bu silindir içinde birkaç saniye boyunca hareketsiz yatmasi istenir. Bu durumda bazi hastalar kapatilmis olma hissine kapilirlar (klostrofobi). Günümüzde hastada kapali yerde kalma korkusu uyandirmayan, hastayi daha az çevreleyen yeni tasarimli MR'lar giderek daha sik kullanilmaktadir.

S-MR'in mekanizmasini anlatir misiniz?

Klasik radyografilerle (x isinlari), radyoizotop çalismalariyla ve hatta BT ile karsilastirildiginda MR görüntülemesinin önemli farki radyasyona gerek duymamasidir. Bunun yerine güçlü bir manyetik alan altinda, hidrojen atomlarinin çekirdeklerine, yani protonlara radyo dalgalari gönderilir. Önce uyarilan ve ardindan gevseyen protonlardan yayilan radyo dalgalari bilgisayarla görüntüye dönüstürülür. Vücudumuzda protonlarin en çok bulundugu yer sudaki hidrojen atomu oldugu için, MR görüntülemesi vücudun degisik dokularinda, su içerigi ve su dagilimi arasindaki farkliliklari gösterir. Bunun sayesinde, ayni organdaki farkli doku tipleri bile kolaylikla ayirt edilebilir. Normal bir MR görüntülemesinde her biri 2-15 dakika kadar süren 2-6 görüntüleme sekansi yer alir. Bu sekanslarin her birinin düzlemi ve kontrasti farklidir.

S- Islem nasil gerçeklestirilir?

Hasta rayli bir masaya yatirilir ve basinin üst kismina özel bir radyo anteni takilir. Hastaya pozisyon verildikten sonra teknisyen odadan çikar ve görüntüleme yapilir. Hasta özel mikrofon sistemi araciligiyla teknisyenle konusabilir. Bazi MR merkezlerinde islem sirasinda bir yakinin veya çocuklarin annebabalarinin odada kalmasina izin verilebilmektedir. Islem genellikle 15-45 dakika sürer, ancak ayrintili görüntüleme gerektiginde uzayabilir. Tam görüntüleme yapilirken hastanin birkaç saniye hareketsiz kalmasi istenir. Kimi zaman bazi dokularin ya da damarlarin daha iyi görüntülenebilmesi için damar yoluyla özel boya (kontrast maddesi) verilebilir.

S- Islem sirasinda ne hissedecegim?

MR görüntülemesi agrisizdir. Ancak bazi hastalar kapali yerde kalmaktan ya da hareketsiz durma zorunlulugundan rahatsiz olabilir. Incelenen bölgede hafif bir sicaklik hissedilebilir. Normal olan bu durum sizi rahatsiz ederse teknisyene bildirebilirsiniz. Kontrast uygulanmasi gerektiginde, injeksiyon bölgesinde soguma ya da rahatsizlik hissedebilirsiniz. Hastalari en çok aletin içinden gelen yüksek sesli tikirtilar rahatsiz etmektedir. Bu durumda kulak tikaçlari ise yarayabilir.

S-Sonuçlari kim yorumlar?

MR görüntülemesi ve diger radyolojik görüntülemeler konusunda deneyimli bir radyolog sonuçlari inceleyerek, yazili bir rapor halinde doktorunuza iletir. Doktorunuz sonuçlari size açiklar.

S-Islemin yararlarini ve risklerini karsilastirabilir misiniz?

Yararlari:

Beynin ve bas bölgesindeki diger yapilarin görüntüleri, diger tekniklere göre daha ayrintili ve nettir. Kullanilan boya maddesinin (kontrast) allerjik reaksiyona yol açma olasiligi klasik x isinli grafilere ya da BT'ye göre daha düsüktür ve hasta radyasyona maruz kalmaz. MR ile, diger görüntülemelerde kemik dokusu tarafindan gizlenebilen bazi bozukluklar saptanabilir. MR anjiyografisi (MRA) olarak adlandirilan bir MR yöntemi ile, beyindeki damarlar genellikle kontrasta ihtiyaç kalmaksizin görüntülenebilir. Bu kontrast maddesinin allerjik reaksiyona yol açma olasiligi son derece düsüktür. Bazi yeni MR sistemleri beynin fonksiyonlarini yansitabilir ve böylelikle inmeleri son derece erken evrede saptayabilir.

Riskler:

Farkedilmeyen metal bir protez güçlü manyetik alandan etkilenebilir. MR görüntülemesi genellikle gebeligin ilk 12 haftasinda yapilmaz. Son derece gerekli görülmedigi sürece gebe kadinlarda ultrason gibi diger yöntemler kullanilir.

S-Bas bölgesindeki MR görüntülemesinin kisitli yönleri nelerdir?

Kemik doku klasik x isinlariyla daha iyi görüntülenir. Bunun disinda, agir kanamali hastalarda BT tercih edilir. Kimi zaman MR'da tümör ve ödemi ayirt etme güçlügü yasanabilir. Ayrica kalsiyum içeren tümörlerde, kalsiyumu saptamaz. Birkaç istisna disinda, vücuttaki metal protezler genellikle islemin güvenle gerçeklestirilmesine engel olmazlar. Bu istisnalari ögrenmek için doktorunuzdan bilgi aliniz. Islem gebeligin erken evrelerinde dikkatle kullanilmalidir. MR görüntülemesi genellikle BT'den daha pahalidir.
_________________


fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü nede kupa büyüklüğüdür onun büyüklüğü başka büyüklüktür adı konmaz büyüklüktür...........
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
45manisalı
admin admin


Erkek
Yaş: 33 Kayıt tarihi: 03/07/08 Mesaj Sayısı: 319 Nerden: manisa merkez
MesajKonu: Geri: beyin cerrahisi hakkında tetkikler tedavi yöntemleri ve bel boyun ilgili herşey Ptsi Eyl. 08, 2008 12:01 am

Pozitron Emisyon Tomografisi (PET Görüntülemesi)
PET görüntülemesi olarak da adlandirilan pozitron emisyon tomografisi, subatomik parçaciklari saptayarak fizyolojik görüntüler elde etmeyi saglayan bir tani yöntemidir. Bu parçaciklar hastaya verilen radyoaktif bir madde tarafindan disariya yayilirlar. Elde edilen görüntüler fonksiyonlari degerlendirmekte kullanilir.

S-PET görüntülemesi en sik hangi amaçlarla kullanilir?

PET görüntülemesi en sik kanserleri saptamak ve kanser terapisinin etkilerini degerlendirmek için kullanilir. Bu görüntüleme tüm vücudu kapsar. Kalp kasindaki kan dolasimi ve koroner arter hastaligi da arastirilabilir. Miyokardin metabolizmasini inceleyen bir yöntemle birlikte kullanilarak PET görüntülemesi saglikli ve sagliksiz kalp kasinin ayirt edilmesinisaglar. Böylelikle yeterli kan akisini tekrar elde etmeyi saglayan girisimler (örn. anjiyoplasti, koroner arter baypas cerrahisi) belirlenebilir. Bellek bozukluklarini, beyin tümörü olasiligini, ilaçlara yanit vermeyen ve bu nedenle cerrahi düsünülen epilepsi vakalarini degerlendirmek için de bu yönteme basvurulabilir.

S- Islem için ne tür hazirliklar yapmam gerekir?

Doktorunuz isleme nasil hazirlanacaginizi size önceden anlatacaktir. PET için genellikle hastaneye yatis gerekmez. Bol ve rahat giysileri tercih etmeli ve görüntülemeden önce 4 saat boyunca herhangi bir sey yememelisiniz. Ancak bol bol su içmeniz istenecek ve testten önce kullanilacak ilaçlar tarif edilecektir. Diyabetik hastalarin test gününde glukoz düzeylerini kontrol altinda tutabilmek için uygun diyet kullanmalari gerekir.

S-PET görüntüleme aygitinin görünümü neye benzer?

PET cihazi ortasinda büyük bir delik olan bir daire gibidir. Cihazin içerisinde vücudunuzdaki radyoaktif maddenin yaydigi emisyonu kaydeden çok sayida dedektör vardir. Üzerine uzanacaginiz rayli ve korumali muayene masasi cihazin içerisindeki bosluga ittirilir. Görüntüler bir bilgisayar ekranina yansir.

S-PET görüntülemesinin mekanizmasini basitçe anlatir misiniz?

Siklotron adi verilen bir makinede üretilen radyoaktif madde, vücuttaki dogal bir bilesigin (çogunlukla glukoz, ama kimi zaman su ya da amonyak da olabilir) yapisina eklenir. Buna radyoaktif isaretleme denir. Radyoaktif madde eklenmis glukoz (ya da diger dogal maddeler) vücudun uygun bölgelerinde yogunlasir ve PET cihazi tarafindan saptanir.

PET görüntülerindeki farkli renk ya da parlaklik düzeyleri organ veya dokularin fonksiyonlarindaki farkliliklari yansitir. Örnegin saglikli dokular enerji için glukoz kullandiklari için, bu dokular radyoaktif isaretli glukozun bir kismini bünyelerinde toplarlar ve böylelikle PET görüntülerine yansirlar. Buna karsin, kanserli dokular normale göre daha fazla glukoz kullandiklarindan, maddeyi daha da fazla biriktirirerek normal dokulardan daha parlak görünürler.

Bilimsel tanima göre, radyoaktivitenin ortadan kalkmasi, pozitron adi verilen pozitif yüklü parçaciklarin disa salinmasina yol açar. Pozitronlar bir elektronla çarpismadan önce 1-2 milim hareket ederler. Bu çarpisma kitlenin enerjiye dönüsmesine ve böylelikle tam zit yönde hareket eden iki gama isininin yayilmasina yol açarlar. PET cihazi içerisindeki özel kristaller gama isinlarini saptarlar. Özel bir kamera yardimiyla, yayilmakta olan milyonlarca gama isini kaydedilir ve özel matematiksel formülleri kullanan bir bilgisayar tarafindan radyoaktif maddenin biriktigi bölgelerin görüntüleri çikartilir.

S-Islem nasil gerçeklestirilir.

PET odasindaki muayene masasinda size damar yoluyla (kimi zaman da solunum yoluyla bir gaz seklinde) radyoaktif madde verilir. Maddenin vücudunuzdaki dokular tarafindan emilmesi 30-60 dakika alir. Bu süre boyunca los bir odada sessizce istirahat etmeniz istenir. Uygulanan maddenin yerini degistirebilecegi için konusmaktan ya da hareket etmekten kaçinilmasi gerekir. Görüntüleme 30-45 dakika sürer.

Kalp hastalarinda önce istirahat sirasinda, daha sonra da kalbe ulasan kan akisini degistiren bir ilacin uygulanmasinin ardindan PET görüntüleri alinarak stres testi yapilabilir.

Testten sonra günlük yasaminizda herhangi bir kisitlam yapmaniz gerekmese de, radyoaktif maddeyi vücudunuzdan uzaklastirmak için bol bol su içmelisiniz.

S-Islem sirasinda ne hissedecegim?

Damar yolundan verilen radyoaktif madde hafif bir batma/karincalanma hissine yol açabilir. Test PET cihazinin içine yerlestirilmeden önce, mümkün oldugunca rahat bir konumda kalmaniz saglanir. Sizden görüntüleme sirasinda hareketsiz kalmaniz istenecektir. Kapali yerde kalma korkusu olan hastalar ya da ayni pozisyonda birkaç dakikadan fazla kalamayan hastalar biraz rahatsizlik yasayabilirler. Vücudunuza verilen radyoaktif madde herhangi bir duyumsamaya yol açmaz.

S-Sonuçlari kim yorumlar?

PET görüntülemesi bir doktorun istegi dogrultusunda yapilir. Sonuçlar PET konusunda uzmanlasmis bir radyolog tarafindan yorumlanir ve istekte bulunan doktora yazili olarak bildirilir. Yorum, bildirme ve sonuçlari iletme süreci genellikle birkaç günde tamamlanir.

S-Islemin yararlarini ve risklerini karsilastirabilir misiniz?

Yararlari:

PET, vücudun fonksiyonlarini degerlendirme olanagi tanir. Bu nedenle PET görüntülemesi kullanildiginda, CT ya da MR gibi diger görüntülemelerin saptayabildigi anatomik degisikliklerden önce, biyokimyasal degisiklikler farkedilebilir. Uygulanan radyoaktif maddenin miktari son derece düsüktür ve ömrü çok kisadir. Bu nedenle ciddi bir tehlike söz konusu degildir. Radyoaktif maddeler fetusa ya da süte geçebilir. Dolayisiyla emziren ya da gebe kadinlarda, PET görüntülemesinin yararlari ve riskleri dikkatlice degerlendirilmelidir.

S-Pozitron Emisyon Tomografisinin kisitli yönleri var midir?

Vücuttaki biyokimyasal dengesizlikler PET'in yanlis sonuçlar vermesine neden olabilir. Örnegin diyabetik hastalarda kandaki seker ya da insülin düzeyleri sonuçlari olumsuz etkileyebilmektedir. Islem sirasinda kullanilan radyoaktif maddenin ömrü çok kisa oldugu için, bu maddenin yakindaki bir laboratuvarda üretilmesi ve hastanin maddeyi almak için verilen randevuya zamaninda gitmesi gerekir. PET sonuçlarini yorumlayan radyologun nükleer tip ve PET görüntülemesi konusunda deneyimli olmasi da sarttir. Günümüzde büyük hastanelerin çogunda PET cihazi bulunmaktadir.

Son olarak, daha kapsamli arastirmanin bir bileseni olarak kullanildiginda PET görüntülemesinin degeri artar. Bu çerçevede, PET görüntüleri, BT ya da MR gibi diger görüntülemelerin sonuçlariyla sik sik karsilastirilir.
_________________


fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü nede kupa büyüklüğüdür onun büyüklüğü başka büyüklüktür adı konmaz büyüklüktür...........
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
45manisalı
admin admin


Erkek
Yaş: 33 Kayıt tarihi: 03/07/08 Mesaj Sayısı: 319 Nerden: manisa merkez
MesajKonu: Tedavi yöntemleri Ptsi Eyl. 08, 2008 12:04 am

Tümör
Beyin tümörlerinde cerrahi girişim nasıl yapılır?

Beyin tümörlerinin çoğu için cerrahi girişim, tercih edilen tedavi şeklidir. Kafatasının açılarak tedavinin yapıldığı ameliyat türüne kraniotomi adı verilir. Kraniotomi genel anestezi altında yapılır. Ameliyat başlamadan önce kişinin saçları kesilir. Daha sonra cerrah kafa derisinde bir kesi yaptıktan sonra özel bir kesici alet kullanarak kafatasından bir parça kemiği çıkarır. Açılan bu yoldan tümörün hepsi ya da bir kısmı çıkartıldıktan sonra bu kemik yerin konur ve kesi dikilir. Açılan bu yolun kapatılması için bazen kemiğin kendisi yerine metal ya da başka bir maddeden yapılmış olan materyaller de kullanılabilir.

Ameliyattan önce hastaların hekimlerine sordukları sorular genellikle şunlardır:

Ameliyattan sonra kendimi nasıl hissedeceğim?
Ağrım olacak mı? Ağrım olursa bunu nasıl gidereceksiniz?
Ameliyattan sonra ne kadar süreyle hastanede yatmam gerekecek?
Bu ameliyatın uzun süreli etkileri olacak mı? Kesilen saçım tekrar uzayacak mı? Kafatasımdan çıkartılacak olan kemik parçasının yerine başka bir madde kullanılırsa bunun yan etkileri olabilir mi?
Normal hayatıma ne zaman dönebileceğim?
Tamamen iyileşme şansım ne kadar?
Bazı durumlarda tümör ameliyat edilemez. Tümör beyin sapındaysa ya da ulaşılması zor bir diğer yerdeysa, etrafındaki normal beyin dokusunu zedelemeden tümörü çıkartmak mümkün olmayabilir. Bu durumdaki hastalara radyoterapi veya başka bir tedavi yöntemi önerilir.

Ameliyatın yan etkileri nelerdir?

Ameliyattan sonraki ilk birkaç gün içinde başağrısı ve genel bir rahatsızlık hissi sık rastlanan yakınmalardır. Başağrısı genellikle ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilir. Ameliyattan sonra hastaların genel olarak halsiz ve yorgun hissetmelerine de sık rastlanır. Bu rahatsızlıkların geçme süresi hastadan hastaya değişir.

Daha nadir olan diğer yan etkilerden biri beyin ödemi gelişmesidir. Beyin dokusu içinde beyin omurilik sıvısı veya kan birikmesine beyin ödemi denir. Bu durumda hastalara steroid hormonları içeren bir takım ilaçlar verilebilir. Dışarıdan yapılan girişimlere rağmen beyin ödemi giderilemiyorsa ikinci bir ameliyatla hastanın beynine bir tüp takılması gerekebilir. Bu tüp cilt altından ilerletilerek karın içine ya da kalp içine gönderilir.

Ameliyattan sonra olabilecek bir diğer yan etki de enfeksiyondur. Bu durumda antibiyotikler kullanılır. Ameliyat sırasında normal beyin dokusu da zedelenebilir. Bu durumda düşünme, görme ya da konuşma ile ilgili sorunlar olabilir. Hastada kişilik değişiklikleri ortaya çıkabilir. Kişi havale geçirebilir. Bu sorunların çoğu zamanla azalır veya ortadan kalkabilir; ancak bazen bulgular kalıcı olabilir.


Endarteraktomi
Karotis endarterektomisinin riskleri ve olabilecek kötü durumlar nelerdir?

Bu girişim genellikle son derece güvenlidir. Ancak her ameliyatta olduğu gibi bunda da olası bir takım riskler söz konusudur. Bu riskler anesteziye ve cerrahiye bağlı riskler olarak sınıflanabilir.

Anesteziye bağlı riskler kalp krizi, inme, zatürree ve bacaklardaki damarlarda oluşabilecek tıkanıklıklardır. İşlem sırasında kan pıhtılarının damar içine düşmesi durumunda pıhtının akciğer damarlarına ulaşması ile solunum yetmezlikleri oluşabilir. Bu sorunların herhangi biri ölüme neden olabilir. Daha önceden var olan tıbbi durumlar ve hastalıklar (kalp veya akciğer hastalıkları) anesteziye bağlı risklerin ortaya çıkma olasılığını artırır.

Herhangi bir cerrahi sırasında ortaya çıkabilecek olan nadir riskler bu işlemde de görülebilir. Bunlar yara yerinin iltihaplanması, ameliyat sırasında ya da sonrasında ikinci bir ameliyatı gerektirebilecek kanamaların olması olarak sıralanabilir.

Özel olarak karotis endarterektomisine bağlı olarak gelişebilecek bir takım sorunlar da olabilir. Bunların ortaya çıkma riski son derecede düşüktür ancak yine de bunların bilinmesinde fayda vardır. Bu riskler şunlardır: boyunda, cerrahi girişim yapılan yere komşu olan organ ve yapılarda zedelenme. Bunlar yemek borusu, yüze, ağıza ya da dile giden sinirlerde zedelenme, soluk borusunda ve ses tellerinde zedelenme olarak sayılabilir. Yine çok nadir olarak inme görülebilir. Temizlenen atar damarın ileride yeniden tıkanması olasılığı da vardır.

Ameliyattan sonra neler yapmak gerekir?

Ameliyattan sonra sağlıklı beslenmek, düşük yağlı, düşük tuzlu bir beslenme tarzı geliştirmek önemlidir. Sigara içmemek ve düzenli egzersiz yapmak da boyun atar damarlarının tekrar tıkanmasını önlemek için önemlidir.
_________________


fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü nede kupa büyüklüğüdür onun büyüklüğü başka büyüklüktür adı konmaz büyüklüktür...........
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
45manisalı
admin admin


Erkek
Yaş: 33 Kayıt tarihi: 03/07/08 Mesaj Sayısı: 319 Nerden: manisa merkez
MesajKonu: Geri: beyin cerrahisi hakkında tetkikler tedavi yöntemleri ve bel boyun ilgili herşey Ptsi Eyl. 08, 2008 12:07 am

Epilepsi
Epilepsinin Cerrahi Tedavisi

Doç Dr Türker Kılıç (M.D., Ph.D.)

Bir epilepsi nöbeti anormal bir biçimde senkronize olan bir grup nöronun klinik olarak ortaya çıkan aşırı aktivitesi olarak tanımlanabilir. Epileptik nöbet geçiren hastaların sayısı yüksektir; 80 yaşın üzerindeki kişilerde hayatında en az bir kez nöbet geçirme oranı %10’a ulaşabilir. Bu olayların etiyolojisi değişkendir. Etiyolojik faktörler arasında geçici stresler (toksik, metabolik, enfeksiyonlara bağlı), genetik ve gelişimsel bozukluklar, yapısal lezyonlar (makroskopik, mikroskopik, neoplastik ya da neoplastik olmayan lezyonlar) ve halen bilinmeyen faktörler yer alır. Rochester, Minnesota popülasyonunda, Hauser ve Kurland parsiyel nöbetlerin prevalansını 4/1000, genel olarak epilepsi prevalansını ise 6.5/1000 olarak bulmuşlardır. Engel ve arkadaşlarının incelemesine göre, yılda toplam yaklaşık 120.000 yeni hasta görüldüğü dikkate alındığında, ABD’de kronik yineleyici epileptik nöbetlerin yaşa göre düzeltilmiş insidansı makul bir hesaplama ile 46.7/100.000 olacaktır. Epilektik nöbet geçiren hastalar yaygındır ve cerrahi tedaviden yarar görebilecek bir alt grup bulunmaktadır.

Epileptik nöbet geçiren hastalar erkenden BT ya da MRI ile değerlendirilmelidir. Sıklıkla bir kitle gözlenir ve bu hastalara kitle eksizyonu yapılır. Eğer lezyon tam olarak alınabilirse nöbetin prognozu iyidir. Bu makale rutin görüntüleme çalışmalarında belirgin bir bulgu elde edilemeyen hastalar üzerinde odaklanacaktır.

Değerlendirme Kriterleri

Hastaların olası bir epilepsi cerrahisi için değerlendirmelerinde tek en önemli kriter, nöbetleri kontrol etmek üzere verilen antikonvülsan ilaç denemelerine yeterli yanıt alınamamasıdır. Böyle bir deneme en iyi epilepsi konusunda uzmanlaşmış bir nörolog tarafından yapılabilir. Genellikle yüksek doz monoterapi yeterli olamasına rağmen, bazen iki hatta üç ilaç gerekebilir. Hastada ciddi yetersizliğe neden olan epileptik nöbetler bir yıldan daha uzun sürüyorsa cerrahi öncesi değerlendirme uygun olabilir.

Cerrahi için düşünülen hastada, kendisi yaşamı tehdit eden ya da ayrıntılı ve muhtemelen de invazif olacak preoperatif monitorizasyonu, cerrahinin kendisini, ya da postoperatif olarak gerekli yoğun izlem ve devamlı monitorizasyonu etkileyebilecek progresif bir medikal ya da nörolojik hastalık bulunmamalıdır.

Mental retardasyon cerrahi için bir kontrendikasyon değildir, fakat genellikle girişimsel monitorizasyon riskini arttırır ve rezeksiyonların lokal anestezi altında yapılmasını olanaksız hale getirir. Eğer şiddetli ise, cerrahiden elde edilebilecek ve gözlenebilen yararları önleyebilir ve böylece bir kontrendikasyon haline gelebilir. Preoperatif psikiyatrik durum konusu henüz tam olarak çözülmemiştir. Kendisi bağımsız ve yetersizliğe neden olan bir hastalık olduğundan fiks şizofreniform psikoz cerrahi için bir kontrendikasyondur. Psikotik epizodlar kronik epilepsi hastalarında nadir değildir ve akut bir epizod içerisinde bulunulması durumu hariç cerrahi için kontrendikasyon teşkil etmezler. Temporal lob epilepsisi ve kişilik bozukluğu olan hastaların durumlarında geçici bir kötüleşme olabilir; orta şiddette ya da ağır psikopatoloji, özellikle de yetersiz aile desteği ile biraraya geldiğinde, kötü sonucun göreceli bir göstergesidir. İyi aile desteği tüm epilepsi cerrahisi hastalarının rehabilitasyonu için son derece önemlidir.

Çocuklardaki epilepsi ile ilgili cerrahi prosedürler daha yaygın hale gelmektedir. Çocukluk çağındaki absans epilepsi ve sentrotemporal spikelarla birlikte görülen benign çocukluk çağı epilepsisi cerrahi tedavi için kontrendikasyondur. Bunun dışında endikasyonlar erişkinler için olanlara benzerdir: cerrahinin risklerini kabullenmeye yetecek derecede yetersizliğe yol açan ve medikal olarak tedavi edilemeyen nöbetler. Bu tip vakalar en iyi pediyatrik epilepsinin tedavisi konusunda deneyimi olan pediyatrik nörologların yakın konsültasyonu ile takip edilirler. Çocukluk çağındaki ya da erken ergenlik dönemindeki epileptik nöbetlerin erkenden kesin tedavisi, kronik hastalık hali gelişiminin önlenmesi, uygun okul yaşamı ve daha sonraki yaşamda maksimum düzeyde üretkenlik şanslarının sağlanması açısından önemlidir.

Hastanın Değerlendirilmesi

Değerlendirme işlemi doğru, ayrıntılı bir hasta hikayesi ve nörolojik muayene ile başlar. İktal olayların ilk sırası, daha sonra nöbetin kaynağı olan bölge ile ilgili olarak elde edilecek elektrofizyolojik verilerin öngörülmesi ve desteklenmesi açısından önemlidir. Beynin yapısal görüntülenmesi yapılır; bunun için halen tercih edilecek yöntem MRI’dır (hipokampal asimetriyi ve temporal lob anormalliklerini gösterebildiğinden, özellikle kompleks parsiyel epilepsi için geçerlidir). 18 F-florodeoksiglukoz pozitron emisyon tomografisi (PET) ile fonksiyonel metabolik görüntüleme ve/veya 99m Tc-hekzametil-propilenaminoksim (HMPAO) single foton emisyon bilgisayarlı tomografisi (SPECT) ile perfüzyon görüntülemesi giderek daha fazla önem kazanmaktadır. İnteriktal PET görüntülemesi, medial temporal lobdan kaynaklanan ve tıbbi tedaviye dirençli kompleks parsiyel nöbeti olan hastaların %70 ya da daha fazlasında temporal lob hipometabolizmasını gösterir. İnteriktal ve iktal SPECT’in kombinasyonu bu hasta grubunun benzer bir oranında bir odak lokalize edilebilir ve bu yöntem birçok yerde bulunmaktadır; ancak uzaysal çözünürlüğü düşüktür. Hem epileptojenik odağın belirlenmesi hem de ameliyat sonrasındaki nöbet kontrolü, fonksiyonel kayıp ve psikososyal fonksiyon olasılığı ile ilişkili olabilecek lateralizasyon ya da lokalizasyon defektlerini (örn. dominant temporal lob için verbal hafıza ve nondominant temporal lob için nonverbal hafıza) belirlemek üzere, hem temporal lob hem de nontemporal lob (özellikle frontal lob) fonksiyonlarının nörofizyolojik değerlendirmesi yapılır. Normal psikiyatrik değerlendirme de yapılabilir.

Eğer bir rezeksiyon yapılması düşünülüyorsa, dominansı ve temporal loblardan birisinin tek başına bu fonksiyonları destekleyip destekleyemeyeceğini belirlemek için, aynı anda lisan ve hafıza değerlendirmeleri (Wada testi) ile birlikte intrakarotid amobarbital enjeksiyonları yapılmalıdır.

Ayaktan yapılan interiktal kafatası elektroensefalografi (EEG) monitorizasyonu yararlı bilgiler sağlar, ancak %10-20 durumda odağı yanlış lokalize edebilir. Cerrahi düşünülen ve hastaneye yatırılan hastalara, birkaç klinik epileptik nöbeti belgelemek için kafatası ve sfenoid derivasyonları ile video-EEG monitorizasyonu yapılmalıdır. Monitorizasyon sırasında intravenöz olarak thiopental uygulanması barbütirat tarafından indülenen hızlı aktivitenin fokal olarak azaltıldığını gösterebilir, bu da epileptojenez bölgesi ile ilişkili olabilecek bir fonksiyonel defekte işaret eder.

Eğer EEG verileri nöbet semptomları ve bulguları ile fonksiyonel ve anatomik görüntülemeye karşılık gelen rezekte edilebilir bir korteksten bir fokal iktal başlangıç göteriyorsa ve temporal başlangıç durumunda kontralateral hemisfer hafızayı destekliyorsa, standart rezeksiyon cerrahisi yapmak mümkündür. Belirlenen ve rezekte edilebilen bir nöbet odağı olmaksızın düşme atakları ya da jeneralize motor veya atonik nöbetler geçiren hastalar korpus kallosotomi için aday olabilirler. Bu kriterler karşılanmıyorsa, ancak hastanın stereotipik nöbetleri varsa ve varolan veriler fokal ve rezekte edilebilme potansiyeli olan bir nöbet kaynağının (genellikle temporal veya frontal) varlığı ile tutarlılık gösteriyorsa, intrakraniyal elektrodlarla daha fazla monitorizasyon uygundur.

Parsiyel kompleks nöbetler için stereotaktik olarak yerleştirilmiş bilateral temporal derinlikte elektrotlar (sıklıkla frontal derinlikte veya subdural strip elektrotlar ile birlikte) genellikle önerilir. Modern görüntüleme teknolojisi ve arteriyografik, BT, MRI ve PET bilgilerini bir sanal ve korelasyonlu veritabanına dönüştürme yeteneği ile elektrot yerleştirme işlemi çok hassas hale gelmiş, derin elektrotlara bağlı majör damar perforasyonları nedeniyle gelişen hemorajik komplikasyonlar nadir hale gelmiştir. Eğer odak bir hemisfere lateralize ise, subdural elektrodlar (grid ya da strip) uygundur (muhtemelen de derin elektrodlarla kombinasyon halinde). Dikkatli postoperatif bakımla birlikte, bu elektrotlar yerlerinde haftalarca bırakılabilir ve enfeksiyon riski düşüktür (%1-5). Ancak nöbetler invazif monitorizasyon sırasında birkaç tane olacak kadar sık olmalıdır. Barbütrat tarafından indüklenen hızlı aktivitenin azaltılması intrakraniyal elektrodlarla kafatası elektrodları ile olduğundan daha iyi ortaya çıkartılabilir. Kronik subdural gridler, intraoperatif uyarı için lokal anestezi gerektirmeksizin (çocuklarda, mental retardasyonu olan hastalarda ve belirgin psikopatolojisi olanlarda muhtemelen güç ya da olanaksız olacaktır) motor, duyusal ve lisan korteksinin fonksiyonel haritalamasına olanak tanırlar. Bu tip gridlerin altında kortikal iritasyon gelişebilir. Özellikle subdural strip elektrodların monitorizasyonun sonunda operasyon deliğinden (burrhole) kaydırılarak çıkartılması sırasında korteks yaralanabilir ve bu da epileptojenik olma potansiyeli bulunan nedbe dokusuna yol açabilir ya da venöz yırtılma ile birlikte önemli kanama gelişebilir. Epidural gridler için bu tip riskler daha azdır ve aynı zamanda bunlar daha etkin kullanılmışlardır (özellikle Goldring tarafından). Transdural invazif intrakraniyal monitorizasyonu takiben, monitorizasyon işleminin kendisi tarafından hiçbir fonksiyonel hasar gelişmediğini göstermek için Wada testi tekrar edilmelidir.

Temporal Lob İşlemleri

Temporal lobektomi. Değişik standart anterior temporal lobektomi yöntemleri tanımlanmıştır. Bunlar kaynağı unilateral olan ya da unilateral baskınlığı olan temporal lob nöbetleri için uygundur. Falconer’in Crandall ve Levesque tarafından yapıldığı şekliyle (1991) en bloc yaklaşımı anlatılacaktır. Bu teknik genel anestezi altında uygulanır ve patolojik ya da fizyolojik analiz için uygun büyük bir cerrahi örnek sağlar.

Baş, verteks hafif düşecek şekilde cerrahinin yapıldığı tarafın aksine 45 derece çevirilir. Soru işareti şeklinde bir insizyon kulağın birkaç mm anteriorundan başlar. Zigoma düzeyinden başlayıp, kulağın arkasını çevreleyip ön tarafa saç çizgisine doğru orta hattın 4-5 cm lateraline ilerler. Bir kafa flebi kaldırılır, temporalis fasiası longutüdinal olarak açılır, kas anterior ve posterior yönde yanlara çevrilir ve kraniotomi yapılır. Anteroinferior olarak, orta fossanın tabanına ve anterior polüne daha iyi erişim sağlayacak şekilde bir kraniotomi yapılır. Rezeksiyonun posterior kenarı dominant olmayan tarafta temporal uçtan 6 cm mesafededir (dominant tarafta 4.5-5 cm). Bu mesafe orta temporal gyrus boyunca bir Penfield rekraktörü ile ölçülür. Pial insizyonun anterior bacağı Sylvian venlerin tam altından başlar ve orta fossanın tabanına doğru anteriordan, sfenoid kanadın sweep kısmına paralel olarak ilerler. Bu disseksiyonun bir subpial devamı temporal lobun üst kısmından aşağı limen insulaya doğru yapılır; bu arada insuladaki orta serebral damarların üzerinde koruyucu bir araknoid tabaka bırakılır. Posterior bacak vertikal olarak middle fossanın tabanına doğru ve ventriküle girmeden temporal steme doğru kesilerek derinleştirilir. Medial tentoriumdan tentorial kanala kadar dikkat edilir, 4. kranial sinire zarar vermemeye çalışılır. Temporal boynuza bu plandan girilir, temporal boynuzun tamamını ve hippokampüsün beyaz lateral bombesini ortaya çıkarmak üzere tavan anterior kısıma doğru giderek inceltilir. Temporal lobu laterale doğru ekarte ederek, anterior disseksiyon, sfenoid çıkıntının tam inferioru düzeyindeki ilk anterior subpial insizyona köprü yapacak şekilde taşınabilir ve böylece karotid sistern ve occulomotor sinir ortaya çıkartılır. Posterior insizyon hippokampüsün altından tentorial kenara doğru devam ettirilir. Koroid pleksus koroidal fissür ve fimbria-fornixi ortaya çıkartacak şekilde nazikçe kaldırılır. Fimbria-fornix 3-3.5 cm disseke edilir ve posterior tarafta hippokampal pes koronal olarak medial piaya kadar transekte edilir. Medial tarafta ambient sisternde hippokampüsü besleyen posterior serebral ve/veya anterior koroidal arterlerin küçük penetran dalları koagüle edilir ve posteriordan anteriora doğru kesilir. Numune en bloc çıkartılıncaya kadar subpial insizyona medial presubiculum ve parahippokampal bölgelerin üzerinden devam edilir.

Hippokampal insizyon Spencer’in tarif ettiği şekilde posterior olarak ilerletilebilir. Eğer intraoperatif kortikal haritalama yapılması düşünülüyorsa işlem lokal anestezi altında gerçekleştirilebilir. Kalan persistan interiktal spikelarla klinik sonuç arasında nispeten zayıf bir korelasyon olduğu düşünüldüğünde bu durumdaki yararı tartışmalı olmasına rağmen, elektrokortikografi de (ECoG) yapılabilir.

Hastalar dikkatli seçildiğinde, yaklaşık %85’inde iki yıl veya daha fazla süre hiç nöbet olmaması (%55) ya da işe yarar bir iyileşme olması (%28; 40 merkezden toplam 2336 hastada; Engel tarafından bildirilmiştir, 1987) beklenebilir.

Bu hasta popülasyonunda en sık görülen postoperatif nörolojik defisit kontralateral süperior görsel alan defektidir ve çoğu hasta tarafından farkedilmez. Medial kan damarlarının (middle serebral dallar, anterior ve posterior koroidal arterler, vb.) hasarına bağlı hemiparazi gelişebilir, ancak yaygın değildir. Lokal anestezi altında intraoperatif stimülasyon yapılmadan gerçekleştirilen dominant rezeksiyonlarda hafif disfazi riski yaklaşık %6’dır. %0.3 ile %2 arasında değişen sıklıklarla sporadik ciddi hafıza defisitleri gelişebilir; bunlar muhtemelen yeterli fonksiyon gösteremeyen kontralateral hippokampi ve medial temporal yapılarla ilişkilidir. Uygun Wada testi ile preoperatif tarama riskte anlamlı azalma sağlayacaktır. Halen kullanılan beyin cerrahisi tekniği ile mortalite çok düşüktür.

Amigdalohippokampektomi.Niemeyer 1958 yılında medial temporal yapıların (bunlar primer olarak parsiyel kompleks nöbetler ile ilişkili olduğunda) selektif olarak çıkartılması ile ilgili bir tekniği tanımlamıştır. İkinci temporal gyrus yoluyla temporal boynuzun içine doğru 2 cm’lik bir kortikotomi kullanarak subpial suction yoluyla hippokampus ve amygdalanın 3 cm’lik kısmını çıkartmıştır. 1985 yılında, Yaşargil ve arkadaşları bu yapılara Sylvian fissure aracılığıyla ulaşmak için tekniği modifiye etmişlerdir. Karotis bifurkasyonundan açılır, middle serebral arter bifurkasyonu geçilir ve M2 dallarının 1,5-2 cm’lik kısmı ve insulanın anterior üçte biri ortaya çıkartılır. Limen insuladan yapılan 1-2 cm’lik insizyon (M1’in lateralinde ve M2’nin anteromedialinde) temporal boynuza ulaştırır.Amygdala suction aspirasyonu ve mikrorongeur ile çıkartılır. Koroid pleksusun lateralinde tela açılır, ana dalları ve diğer damarları korumak için dikkatli olunarak anterior koroidal arterden çıkan hippokampal arterler koagüle edilir ve ayrılır. Disseksiyon hippokampüs çevresinde devam eder, hippokampüs serebral pedinkülün posterior rimi düzeyinde transekte edilir.

Bu teknik açıdan zor bir işlemdir; middle serebral arter, posterior serebral arter, koroidal arterler ve bunların derin penetran dallarında vasküler hasar oluşması ve okülomotor sinir, troklear sinirler ve optik traktusa doğrudan zarar verme olasılığı vardır. Ancak lisan açısından morbidite oluşma olasılığı temporal lobektomiden daha düşüktür ve preoperatif dil fonksiyonlarının düzeyi yüksek olan ve nöbetleri dominant temporal lobun hippokampüsünden kaynaklanan hastalar için daha uygun olabilir. Tümörü olmayan ve mesiobazal limbik epilepsisi bulunan, bu rezeksiyonun uygulandığı Yaşargil’e ait 30 hastanın 38 aylık ortalama takip döneminde, hastaların %73’ünde nöbet gözlenmemiş, %20’sinde ise nadir nöbetler görülmüştür.
_________________


fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü nede kupa büyüklüğüdür onun büyüklüğü başka büyüklüktür adı konmaz büyüklüktür...........
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
45manisalı
admin admin


Erkek
Yaş: 33 Kayıt tarihi: 03/07/08 Mesaj Sayısı: 319 Nerden: manisa merkez
MesajKonu: Geri: beyin cerrahisi hakkında tetkikler tedavi yöntemleri ve bel boyun ilgili herşey Ptsi Eyl. 08, 2008 12:08 am

Ekstratemporal Kortikal Rezeksiyonlar

İyi tanımlanmış neokortikal odağın elektrofizyolojik lokalizasyonu (genellikle derin ve/veya subdural elektrot monitorizasyonu ile) ile kortikal rezeksiyon uygulanabilir. Eğer ilgili bölge kritik olmayan korteks ile ilişkili ise veya preoperatif olarak kronik elektrotlar ile detaylı haritalandırma yapılmış ise uygulamanın genel anestezi altında yapılması uygundur. Böyle olmadığı durumlarda, Ojemann grubu tarafından gösterildiği gibi, kritik korteksi belirleyip koruyarak postoperatif defisitlerin azaltılması için en iyi şansı lokal anestezi altında cerrahi ve intraoperatif stimülasyon sunar. Bu grup ayrıca operasyon sırasında kaydedilen interiktal EcoG epileptiform odağın büyük kısmının alınması için kortikal rezeksiyonda gerekli uyarlamaları yapmışlardır. Rezeksiyon sırasında, eğer kritik veya geniş kortikal alanları besliyorlar ya da drene ediyorlarsa, pasajın arter ve venleri korunmalıdır.

Bu tür rezeksiyonların sonuçları benzerdir fakat temporal lobda yapılanlar kadar iyi değildir. Otuz iki merkezden 825 hastanın %43’ü iki veya daha fazla yıl nöbetsiz devam etmiş, %28’inde anlamlı düzelme görülmüştür. Postoperatif defisitler rezeke edilen korteksle ilişkilidir. Primer el motor korteksin rezeksiyonu parmak fonksiyonlarında kayba (eğer preoperatif dönemde varsa) yol açar, fakat fasiyal motor korteksin rezeksiyonu sadece az bir görme kaybına neden olmaktadır. Primer ayak motor korteksin kaybı ayak parmağı veya küçük ayak bileğinin tam hareketsizliğine neden olmaktadır. Broca alanı bu bölgede iktal başlangıç olsa dahi korunmalıdır. Primer el duyu korteksinin rezeksiyonu propriosepsiyonun kaybına, primer bacak duyu alanının ablasyonu da eklem hareketlerinin algılanmasında bozukluğa neden olur. Primer yüz duyu korteksinin kaybı dudaklarda iki-nokta ayırtedilmesinin kaybına yol açar. Pariyetal rezeksiyonlarda olabildiğince az beyaz cevher çıkarılmalıdır. Fazla rezeksiyon hasta için temporal rezeksiyonun neden olduğu üst görsel defektten daha rahatsız edici olan alt quadrantopsiye neden olabilir.

Hemisferektomi. Hemisferektomi epilepsi tedavisinde, infantil hemiplejisi olan ve devamlı mental kötüleşmesi olan hastalarda Krynauw tarafından 1950 yılında uygulanmaya başlanmıştır. Daha önce de anlatıldığı gibi tüm hemisfer, talamus, kaudat nükleus ve kuyruğu hariç, çıkarılmalıdır. Krynauw hemisferi ventrikül içine uzanan dikey ve yatay insizyonlarla dörde bölmüş ve her bir kadranı eksize ederek ventrikül içinden çalışmıştır. Middle serebral arter, anterior talamoperforan arterin lateraline alınmış ve koroid pleksus da rezeke edilmiştir.

Aguilar ve Rasmussen 1960 yılında bu tip olguların cerrahi örneklerinde kronik, devam eden ensefalit tespit etmişlerdir. Hemisferektomi başlangıçta %6.6 gibi bir mortalite oranına sahipti ve sonrasında yüzeyel serebral hemosideroza bağlı %33 oranında anlamlı geç komplikasyon oranı (yüksek ölüm yüzdesi dahil) bulunduğu farkedildi. Ramussen bu girişimi modifiye etti ve ‘hemisferin en az epileptojenik ¼ veya 1/3’ünü korudu’, frontal lobun anterior yarısına ve hemisferin posterior 1/3’üne girişim uygulamadı ve vaskülarize olarak bıraktı, fakat beyaz cevheri medial plial yüzeyden aşağı doğru disseke ederek kalan beyin dokusundan ayırdı. Buna bağlı olarak hemorajik komplikasyonlar büyük oranda azalmıştır, fakat postoperatif hidrosefalus hala olabilmekte ve şant gerekebilmektedir.

Bununla birlikte, bu hasta grubunda hemisferektomi epileptik nöbetlerin kontrolünde hala etkilidir. Onyedi merkezdeki 88 hastadan %77’si iki yıldan fazla süre içerisinde nöbet geçirmemiş, diğer %18 ise anlamlı düzelme göstermiştir. Ramussen’nin modifiye hemisferektomi uyguladığı 25 hastanın en son sonuçları, 5 bilateral bağımsız epileptojenik odağı olan hastadan yalnızca 3’ünün nöbet geçirmediğini, 25 hastadan diğer 22’sinde ise postoperatif nöbet görülmediğini göstermiştir.

Biyoelektrik Aktivitenin Yayılımını Önleyen Girişimler

Korpus kallosotomi.İlk girişim olarak tam kallosotomi neredeyse terkedilmiştir. Genellikle anterior 2/3 rezeke edilmektedir, fakat oksipital patoloji veya posterior yerleşimli epileptik odak varlığında arka kallosal girişim uygulanabilmektedir. Sağ hemisfer dominant olmadıkça veya daha önce oluşmuş sol hemisfer hasarı yoksa genellikle sağdan yaklaşım tercih edilir. Hasta nötral pozisyonda (orta hat orientasyonunun korunmasına yardımcı olur) opere edilebilir veya lateral dekübit pozisyonda yaklaşım tarafı aşağı doğru olabilir (yerçekiminin ilgili hemisferi falkstan uzaklaştırarak çekme gereksinimi azaltmak için). Eğer mümkünse köprüleyen venlere zarar verilmemelidir ve bu venlerin anatomisi preoperatif anjiografi ile belirlenmelidir. Eğer birkaç aylık periyod sonrasında başlangıçtaki parsiyel kallosotomiye tatminkar yanıt yok ise girişim tamamlanabilir.

Onaltı merkezden kallosotomi uygulanan 197 hastanın %71’inin jeneralize nöbet kontolünde düzelme sağlanmış, fakat yalnızca %5’i hiç nöbet geçirmemiştir. Gerçekte, hastaların dörtte birinde yeni ortaya çıkmış ve artmış fokal nöbetler görülmüştür. Birçok hastada konuşmanın azalmış spontanlığı veya mutizm, inkontinans, bilateral frontal lob refleksleri ve hemipareziye benzeyen sol taraflı apraksi ile giden akut ayrılma sendromu görülmüştür. Girişimin ters tarafında bacak gücü zayıflığı da görülebilmektedir.

Posterior ayrılmanın kalıcı belirtileri tipik olarak dominant olmayan görme alanına sunulan yazılı emirlere yanıt verememe, tam ayrılma ile sözlü emirlere dominant olmayan dispraksi, dominant konstrüksiyonel apraksi ve dominant olmayan taktil anomiden oluşmaktadır. Genel olarak bunlar normal günlük aktivitelerde aksamaya neden olmazlar.

Multipl subpial transeksiyon.1989 yılında Morrell ve arkadaşları, standart rezeksiyonun kabul edilemez fonksiyonel defisitlere yol açacağı düşünüldüğünde hitabet yeteneği ile ilişkili kortekste kullanmak üzere tasarlanmış bir prosedürü bildirmişlerdir. Bu prosedür, multpl subpial transeksiyon nöbet boşalımının yayılımında önemli olduğuna inanılan ve teğet şeklinde geçen intrakortikal liflerin kesilmesi için tasarlanmıştır; vertikal ve kolumnar efferent ve afferent yollar, penetran kan damarları korunur. Epileptojenik bölgede bir sulkusun üzerinde piada iğne deliği büyüklüğünde delik açılır, 4 mm uzunluğunda, 0.3 mm çapında ucu dik açı yapan özel bir kancalı alet bu delikten sokulur ve ilgili gyrusun altında ileriye doğru bir arkus şeklinde süpürerek ilerletilir. Künt kancanın kesici tarafı kesinlikle kortikal yüzeye dik tutulur ve böylece alt kısım kesilmemiş olur. Gyrusun uzak tarafına ilerletilir; daha sonra ucu subpial oluncaya kadar yüzeye getirilir, daha sonra alet gyrus boyunca daha önceki ileri hareketi ile aynı planda nazikçe geri çekilir. Böylece gyrusun gri cevherine transeksiyon yapılmış olur. Elektriksel anomalinin olduğu tüm bölgeyi kapsamak için birbirlerinden 5 mm aralıklarla paralel transeksiyonlar yapılır.


Bu şekilde tedavi edilen ve 5 yıl ya da daha fazla izlenen 20 hastanın 11’inde nöbetlerin kesildiği gözlenmiştir. Dokuz hastada preoperatif olarak şüphelenilmeyen progresif hastalıklardan dolayı (tümörler ve ensefalit) yineleyici nöbetler gelişmiştir. Multipl subpial transeksiyon ile tedavi edilen 32 hastanın hiçbirisinde prosedüre sekonder klinik olarak anlamlı defisit gelişmemiştir (konuşma ile ilgili bölgeler ve presentral gyrus da dahil olmak üzere). Eğer sonuçlar başka merkezler tarafında da doğrulanırsa, multipl subpial transeksiyonun epilepsinin cerrahi tedavisindeki önemi giderek artacaktır.

Özet

Medikal tedaviye dirençli ve önemli yetersizliğe neden olan epilepsinin cerrahi tedavisi, hem kafatasından hem de intrakranial elektrofizyolojik monitorizasyon, fonksiyonel ve anatomik görüntüleme, nörofizyolojik testler ve semioloji kullanılarak dikkatli biçimde seçilen hastalarda yararlı olabilir. İnfantil hemipleji ya da Rasmussen ensefaliti için hemisferektomi veya modifiye hemisferektomi yapılan hastaların %95 kadarında nöbetler kesilmekte ya da anlamlı azalma olmaktadır. Ağırlıklı olarak tek taraflı olan temporal odak için yapılan anterior temporal lobektomi hastaların %85’inde nöbetlerin iyileşmesi ya da ortadan kalkmasına yol açmaktadır. Fokal kaynaklı epilepsi için ekstratemporal rezeksiyonlar ve düşme atakları ya da jeneralize nöbetler için korpus kallosotomi hastaların %70-75’inde semptomlarda iyileşme sağlamaktadır. Dikkatli mikrocerrahi tekniklerle bu prosedürler minimum cerrahi mortalite ve morbidite ile gerçekleştirilebilirler. Epileptik nöbetlerin yüksek insidansı ve prevalansı ve ülkemizde her yıl sadece birkaç yüz epilepsi cerrahisi yapıldığı düşünüldüğünde, bu tedavi şekli konusunda yaygın bilinçlenme yüzlerce hatta binlerce hastanın daha yarar görmesini sağlayabilir.
_________________


fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü nede kupa büyüklüğüdür onun büyüklüğü başka büyüklüktür adı konmaz büyüklüktür...........
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
45manisalı
admin admin


Erkek
Yaş: 33 Kayıt tarihi: 03/07/08 Mesaj Sayısı: 319 Nerden: manisa merkez
MesajKonu: Geri: beyin cerrahisi hakkında tetkikler tedavi yöntemleri ve bel boyun ilgili herşey Ptsi Eyl. 08, 2008 12:09 am

DENEME SORULARI

Hastaların epilepsi cerrahisi için değerlendirmelerinde tek en önemli kriter, nöbetleri kontrol etmek üzere verilen antikonvülsan ilaç denemelerine yeterli yanıt alınamamasıdır.

Doğru Yanlış

Psikotik epizodlar epilepsi cerrahisi için kesin kontrendikasyondur.

Doğru Yanlış

Çocukluk çağındaki absans epilepsi ve sentrotemporal spikelarla birlikte olan çocukluk çağı benign epilepsisi cerrahi tedavi için kontrendikasyondur.

Doğru Yanlış

Mental retardasyonu olan hastalarda uygun bir hedef sekonder jeneralize tonik-klonik nöbetlere bağlı fiziksel yaralanmaları azaltmaktır.

Doğru Yanlış

Ayaktan yapılan EEG monitorizasyonu cerrahinin uygunluğunun belirlenmesinde yeterlidir.

Doğru Yanlış

Önceden intrakraniyal monitorizasyon yapmadan temporal lobektomi dşünülmemelidir.

Doğru Yanlış

İntrakraniyal elektrodlar haftalarca yerinde bırakılabilir, enfeksiyon riski makul düzeyde ve düşüktür.

Doğru Yanlış

Amigdalohippokampektominin epileptik nöbetleri kontrol etmek açısından başarı oranı temporal lobektomiden daha düşüktür.

Doğru Yanlış

Hemisferekrominin epileptik nöbetleri kontrol etmek açısından başarı oranı çok yüksektir.

Doğru Yanlış

Korpus-kallosotomiyi takiben hastaların çoğunda nöbetler ortadan kalkar.

Doğru Yanlış



Epilepside cerrahi tedavi kime yapılır?

Epilepside cerrahi tedavi yapılabilmesi için hastada aşağıdaki özelliklerin olması gereklidir:

Nöbetlerin gerçek nöbet olması, yalancı nöbet olmaması gerekir.
Hastanın standart tıbbi tedaviyi denemiş ve bundan yarar görmemiş olması, ya da ilaçlara karşı vücudunun şiddetli tepki vermiş olması gerekir
Nöbetlerin her zaman beynin tek bir tarafında başlıyor olması gerekir
Beyin içinde nöbetlerin başlatıldığı bölgenin konuşma, hafıza, görme gibi önemli fonksiyonlarla ilişkili olmaması gerekir.
Epilepsi cerrahisinden önce ne gibi hazırlıklar yapmak gerekir?

Epilepsi cerrahisinden önce hastaya çok özel bir takım testlerin yapılması gerekir. Bazı durumlarda önden bir başka cerrahi girişim yapılarak, beynin derinliklerinden ortaya çıkan nöbetlerin tanınabilmesi için beyne bir takım elektrodlar yerleştirmek gerekebilir. Bütün bu testlerin yapılması günler, hatta haftalar sürebilir.

Epilepsi cerrahisi ne kadar tehlikelidir?

Bütün ameliyatlarda olduğu gibi bu girişimin de bir takım tehlikeleri vardır. Ameliyatın kendisinden önce yapılan elektrod yerleştirme girişimi de buna dahildir. Bununla birlikte epilepsi kontrolü için yapılan cerrahi girişimlerin bir çoğunun güvenli amaliyatlar olduğu söylenebilir. Yapılan ameliyatın başarı şansı ameliyatın tipine bağlıdır ve genellikle ameliyat öncesindeki bütün testler tamamlandıktan sonra bu şans net bir şekilde ortaya konabilir.

Epilepsi cerrahisinde beyin içinde nasıl bir işlem yapılır?

Beyin içinde yapılacak işlem ameliyat öncesi yapılan testlerde elde edilen sonuçlara göre değişir, ancak yapılan işlemler genellikle şunlardır: temporal lob çıkartılması, korpus kallosum kesisi, bir hemisferin çıkartılması, korteks üzerine yapılan kesiler ve subpial kesiler. Beynin temporal lobu üzerine yapılan ameliyatlarda hastaların %65-85’inde nöbetsiz bir hayat sağlanabilir. Bu ameliyatlarda görülen istenmeyen olay sıklığı yaklaşık %4’dür.

Epilepsi ameliyatlarından sonra görülebilecek istenmeyen durumlar nelerdir?

Ameliyatın tipi ve beynin neresinde yapıldığına göre ortaya çıkabilecek istenmeyen durumlar şunlardır: kısmi görme, hareket, hafıza veya konuşma kayıpları. Bazı durumlarda beyin enfeksiyonları veya beynin ameliyat nedeniyle şişmesi de mümkündür.

Korpus kallosum kesisi nedir?

İki beyin yarım küresini birleştiren, beynin ortasındaki köprüye korpus kallosum adı verilir. Bu bölgenin kesilmesi işine de korpus kallosotomisi adı verilir. Bu işlem sonrasında istenmeyen olayların görülme sıklığı yaklaşık olarak %20’dir. Ameliyat sonrasında havale tarzı nöbetler tamamen durabilir veya sayıca azalabilir. Ancak kısmi nöbetler (hareket bozuklukları, bilinç kaybı olmadan duygulanım değişiklikleri, vb) muhtemelen devam ederler hatta ameliyat öncesine göre daha da artabilirler. Ancak bu ameliyat havale tarzı engellenemeyen nöbetlerin kontrolü için yapılır. Ameliyat kararı verilirken bütün bunlar değerlendirmeye alınır.

Bir hemisferin çıkartılması (hemisferektomi) nedir?

Beynin yarısının ya da yarıya yakınının çıkartılması ameliyatıdır. Dünyada bu ameliyatı yapan çok az sayıda özelleşmiş merkezden yüz güldürücü sonuçlar rapor edilmektedir. Ancak bu tip ameliyatların riski bütün diğer epilepsi ameliyatlarından daha yüksektir. Çocuk yaşlarda bu tip ameliyat geçiren kişilerde alınan beyin tarafının karşı tarafındaki beden kısmında işlev kaybı kalıcı olacaktır.

Korteks üzerine yapılan kesiler (kortikal rezeksiyonlar) nedir?

Beynin en üst tabakasında küçük bir alanda yapılan çıkartme girişimlerine bu ad verilir. Bu işlemin sonuçları ve istenmeyen etkileri, ameliyatın nerede yapıldığına bağlı olarak değişir.

Subpial kesiler (subpial rezeksiyon) nedir?

Bu işlem beynin değişik alanlarının birbiriyle ilişkisini kesmek için yapılır. Bu şekilde nöbeti oluşturan elektriksel uyaranın beynin diğer taraflarına da ulaşarak oralarda yeni nöbet odakları oluşturması engellenmeye çalışılır.

Epilepsi cerrahisine karar vermeden önce hekimin kendi kendine sorması gereken sorular nelerdir?

Bir erişkin ya da çocuk hastanın epilepsi cerrahisinden fayda görüp görmeyeceğine karar vermek için bir hekim aşağıdaki soruların yanıtlarını bulmak isteyecektir:

Bu sorun gerçekten epilepsi mi?
Bu sorun ameliyatla önlenebilecek tarzda bir epilepsi mi?
Bu nöbetler gerçekten beynin sadece bir alanından mı kaynaklanıyor?
Bu nöbetleri kontrol altına almak için ilaç, diyet ya da diğer tedavileri yeterince denedik mi?
Bu durum ameliyatla iyileşebilir mi?
Bu durum ameliyat olmadan kötüleşebilir mi?
Ameliyatın yararları olası zararlarından fazla mı?
Beynin etkilenmiş alanında ameliyat güvenle yapılabilir mi?
Bu soruların yanıtları her bir hasta için farklı ve ona özeldir. Bu nedenle ameliyata karar vermeden önce hastanın ve ailesinin öyküsünün alınması, fizik incelemesinin yapılması, tıbbi kayıtların dikkatle gözden geçirilmesi ve gereken bütün ameliyat öncesi testlerin ayrıntılı olarak uygulanması gerekir.

Ameliyat sırasında neler olur? Ameliyat ne kadar sürer?

Ameliyat sırasında beyin içine ulaşma, etkilenmiş alanları bulma ve gereken işlemleri yapma için geçen süre uzun saatleri alabilir. Bu sırada yapılan EEG, hekime çıkartılması gereken yerleri haritalayabilmesi için imkan tanır. Ameliyat sırasında beynin bazı noktaları uyarılarak konuşma, hareket etme ve duyuları hissteme ile ilgili alanlar tanımlanmaya çalışılır. Bazen bütün ameliyat hasta uyutulmadan lokal anestezi ile gerçekleştirilir. Bu mümkündür çünkü beyin acıya hassas bir organ değildir. Bu uygulama daha çok yaşlı hastalarda tercih edilebilir.

Ameliyattan sonra neler olur?

Ameliyattan sonra hasta genellikle 1 hafta kadar hastanede yattıktan sonra taburcu olur; normal yaşamına dönmesi yaıklaşık olarak 4-8 hafta sürer.

Ameliyat sonrasında ilaç kullanımının yaklaşık iki yıl daha devam etmesi gerekir. Bazen de ilaçların bundan daha uzun sürelerce de kullanılması gerekebilir.

Epilepsi cerrahisinden sonra hastada bir takım fiziksel ve duygusal değişiklikler olabilir. Nöbetler tamamen durmazsa kişiler hayal kırıklığına uğrayabilirler. Ameliyattan sonra hala ilaç kullanmak zorunda kalmak da kişileri hayal kırıklığına uğratabilir. Ama nöbetler tamamen giderilirse ya da çok nadiren olmaya başlarlarsa o zaman da aile içinde bir rahatlama ve kutlama havası hakim olur. Bazen de bu yeni duruma adapte olmak zorunda kalan epilepsi hastası, nöbetsiz hayata uyum sağlamakta güçlük çekebilir ve depresyona girebilir. Her durumda bütün bunların ameliyat öncesinden hasta ve yakınlarıyla konuşulması gerekir. Bu iletişimin nörolog, beyin cerrahı, hemşire ve psikologdan oluşan bir ekip aracılığıyla kurulması ameliyat öncesi ve sonrası başarı ve tatmin şansını da artırır.
_________________


fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü nede kupa büyüklüğüdür onun büyüklüğü başka büyüklüktür adı konmaz büyüklüktür...........
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

beyin cerrahisi hakkında tetkikler tedavi yöntemleri ve bel boyun ilgili herşey

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
2 sayfadaki 2 sayfası Sayfaya git : Önceki  1, 2

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
karaadilli forum ::  ::  -

Turkish en iyi site arama zambazingosu
Turkish en iyi site arama zambazingosu
Web Stats Webmasterim.Com
ERP Tekstil Omax


Limitsiz Forum
Yeni bir forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Kendi ücretsiz blogunuzu yaratın